Mansur Yavaş senaryoları: CHP’de kritik süreç
Mansur Yavaş senaryoları CHP kulislerinde yeniden gündemde. Erdoğan görüşmesi sonrası Yavaş’ın atacağı adım ve partiyle ilişkisi tartışılıyor.
Mansur Yavaş senaryoları, CHP kulislerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı görüşmenin ardından yeniden gündemin merkezine yerleşti. Yavaş’ın, CHP’nin kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Anıtkabir’de düzenlenen programa katılmak yerine Külliye’de Erdoğan’la bir araya gelmesi, muhalefet cephesinde kendisiyle ilgili oluşan siyasi algıyı sarstı.
Bu görüşmenin ardından Yavaş’ın hem CHP hem de Yeni Parti açısından sorun oluşturan bir konuma geldiği yorumları yapılmaya başladı. İki partiye yönelik sert açıklamaları ve rest niteliğindeki mesajları da tartışmaları büyüttü. CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, partinin tehdit ve korku üzerinden siyaset yürütmeyeceğini belirterek Yavaş’a tepki gösterdi. CHP Merkez Yönetim Kurulu toplantısında bazı üyelerin de Öztrak’ın yaklaşımını desteklediği aktarıldı.
Parti kulislerinde şimdi Yavaş’ın nasıl bir yol izleyeceği konuşuluyor. Siyasi çevrelerde, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın yıl sonuna kadar CHP’de kalıp kalmayacağı ya da 2026 tamamlanmadan partiden ayrılıp ayrılmayacağı üzerine değerlendirmeler yapılıyor.
CHP’nin MYK toplantısında bazı üyelerin Yavaş’ı Anıtkabir’deki törenlere katılmaması nedeniyle eleştirdiği belirtildi. Bir CHP’li belediye başkanı olarak Erdoğan’la görüşme konusunda parti yönetiminden onay alması da gündeme geldi. Toplantıda, Yavaş’ın artık açık bir tercih yapması gerektiğini savunanlar olduğu, Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nun ise kendisine destek verdiği ifade edildi. Erdoğan’la görüşeceği bilgisinin de Kemal Kılıçdaroğlu’na Kuşoğlu aracılığıyla iletildiği kaydedildi.
Kılıçdaroğlu’nun ise parti içindeki tepkilere rağmen Yavaş’ı hemen bir karar vermeye zorlamadığı değerlendirmesi yapılıyor. Kılıçdaroğlu’nun kısa vadeli siyasi hesaplardan çok, uygun zamanı bekleyen bir siyaset tarzına sahip olduğu yorumu öne çıkıyor. Bu nedenle CHP yönetiminin Yavaş üzerindeki baskıyı şimdilik artırmadığı belirtiliyor.
Yavaş’ın önündeki bir diğer önemli sınav, CHP’nin ekim ayında genel merkezde belediye başkanlarıyla yapması planlanan toplantı olacak. Parti, 25-27 Eylül tarihlerinde Abant’ta MYK ve Parti Meclisi üyeleri ile milletvekillerinin katılacağı bir kamp düzenleyecek. Belediye başkanlarının davetli olmadığı bu buluşmanın ardından yapılacak toplantıda gözlerin yeniden Yavaş’a çevrilmesi bekleniyor. Yavaş’ın toplantıya katılıp katılmayacağı, CHP ile ilişkilerinin seyri açısından önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda yaşanan gelişmelerin ardından muhalif seçmen nezdinde Erdoğan’a karşı öne çıkan isimlerden biri Yavaş olmuştu. Ancak Erdoğan’la verdiği tek karelik görüntü, bu algının önemli ölçüde değişmesine yol açtı. Bu nedenle kulislerde artık yalnızca Yavaş’ın cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı değil, CHP’den ayrılıp ayrılmayacağı, belediye başkanlığıyla mı yetineceği ve AK Parti’ye geçme ihtimali de tartışılıyor. Yavaş’ın siyasi geleceği açısından geri sayımın başladığı yorumları yapılıyor.
Yazının ikinci bölümünde ise eski CIA görevlisi Enver Altaylı’nın FETÖ’ye gönderdiği öne sürülen mektup ve bu mektupta adı geçen isimler ele alınıyor. Altaylı’nın yazışmasında dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ile MİT’in Kafkaslar başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu hakkında değerlendirmelerde bulunduğu aktarılıyor.
Mektupta Başbuğ’un dönemin yeni Genelkurmay Başkanı tarafından olumsuz karşılandığının ifade edildiği belirtiliyor. Başbuğ daha sonra tutuklanmış ve Genelkurmay Başkanlığı görevinden sonra cezaevine gönderilen ilk general olarak tarihe geçmişti.
Altaylı’nın Kozinoğlu’yla ilgili bölümde ise onun Özbekistan’daki FETÖ okullarının kapatılmasında etkili olduğu ve ileride MİT Müsteşarı olabileceği yönündeki kaygıların dile getirildiği öne sürülüyor. Kozinoğlu’nun etkisiz hale getirilmesi gerektiğinin savunulduğu iddiası da yazının dikkat çeken unsurları arasında yer alıyor.
Kozinoğlu hakkında daha sonra sahte ihbar mektupları üzerinden yürütüldüğü belirtilen süreçte gözaltı ve tutuklama kararları verildiği, cezaevinde yaşamını yitirmesinin ise kalp krizi olarak açıklandığı aktarılıyor. Yazıda, Kozinoğlu soruşturması kapsamında koğuş arkadaşları ile dönemin başsavcısı ve savcısı hakkında gözaltı kararı verilmesi de önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bu süreçte kilit isimlerden biri olarak gösterilen Enver Altaylı’nın ifadesine başvurulup başvurulmayacağı ise yanıt bekleyen sorular arasında bulunuyor.




