Fon piyasasında kriz ve soruşturma derinleşiyor

Fon piyasasında kriz, SPK’nın 38 kişi hakkındaki suç duyurusu ve 130 fonun tasfiye süreciyle büyüyor; soruşturma şirket ve yöneticilere uzanıyor.

Fon piyasasında kriz, Sermaye Piyasası Kurulu’nun bazı hisselerdeki işlemlerle ilgili suç duyurusunda bulunması, yedi portföy yönetim şirketine ait fonların alım satımını durdurması ve yaklaşık 130 fonu tasfiye kapsamına almasının ardından yeni bir boyut kazandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma, şirket yöneticileri, imza yetkilileri ve mal varlığı hareketlerini de kapsayacak şekilde genişletildi.

Soruşturmanın odağında Katılımevim Tasarruf Finansman, Gündoğdu Gıda ve Destek Faktoring paylarında gerçekleştirilen işlemler bulunuyor. SPK, piyasa dolandırıcılığı niteliğinde olduğunu değerlendirdiği işlemler nedeniyle toplam 38 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu. Bu kararların kesinleşmiş mahkûmiyet anlamına gelmediği, kişilerin hukuki durumunun soruşturma ve yargılama sonucunda belirleneceği vurgulanıyor.

SPK’nın fonlara yönelik kararları

Kurulun 17 Eylül 2026 tarihli kararıyla Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls Portföy tarafından kurulan ve TEFAS’ta işlem gören fonların alım satım işlemleri durduruldu. SPK’nın yayımladığı listede 130 fon yer alırken, sonraki bazı açıklamalarda sayı 131 olarak duyuruldu.

Şirket bazında dağılımda Pardus Portföy 42, Hedef Portföy 31, Atlas Portföy 16, Bulls Portföy 15, Pusula Portföy 12, A1 Capital Portföy 9 ve Tera Portföy 5 fonla öne çıkıyor. Tasfiye işlemlerinin İş Portföy ve Ziraat Portföy tarafından yürütülmesi planlanıyor.

Kararların alınmasından önce Pusula Portföy ve bağlantılı bazı fonların yatırımcıların katılma payı iade taleplerini zamanında karşılayamadığı, yüksek miktarlı nakit çıkışları nedeniyle likidite sorunu yaşadığı bildirildi. Müdahalenin, sıkıntıların günlük işlemlere yansımasının ardından gelmesi; fonların portföy yoğunlaşması, likidite yapısı ve bağlantılı şirket hisselerindeki pozisyonlarının neden daha erken incelenmediği sorusunu gündeme getirdi.

Soruşturmada tutuklama ve mali tedbirler

Soruşturmanın ilk aşamasında Pusula Finans Holding Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’ın da aralarında bulunduğu dört kişinin tutuklandığı basına yansıdı. Yarız, Yunanistan’a kaçmaya çalıştığı iddiasını reddederken Bodrum’da verdiği ifadenin ardından mahkemece tutuklandı.

Aynı kapsamda 51 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve mal varlığı tedbiri uygulandığı bildirildi. Adalet Bakanı Akın Gürlek ise 21 Eylül 2026 tarihli açıklamasında, Katılımevim paylarına ilişkin soruşturmada 25 şüpheli hakkında işlem başlatıldığını duyurdu. Bu kişilerin 15’i gözaltına alınırken, firari olduğu belirtilen 10 kişinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü açıklandı.

Başsavcılık, Pusula Finans Holding, Pusula Yatırım Menkul Değerler, Tera Yatırım Menkul Değerler, Tera Portföy Yönetimi, Hedef Holding, Hedef Portföy Yönetimi, Bulls Yatırım Menkul Değerler, Bulls Portföy Yönetimi ve Ufuk Yatırım Yönetim ve Gayrimenkul ile bağlantılı kişilerin para ve mal varlığı hareketlerini de incelemeye aldı.

Muhtemel devir veya mal kaçırma girişimlerini önlemek amacıyla Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği, Türkiye Noterler Birliği, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Denizcilik Genel Müdürlüğü, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ve MASAK’a yazılar gönderildi. Şirket yöneticileri, imza yetkilileri, eşleri ve birinci derece kan hısımlarının mal varlığını azaltabilecek işlemleri için de başsavcılığın bilgisi ve görüşü arandı. Bu tedbirler koruma amacı taşıyor ve ilgili kişiler hakkında kesinleşmiş bir suç hükmü bulunmuyor.

Yönetimlerdeki kamu bağlantıları tartışılıyor

Fon piyasasında kriz derinleşirken, inceleme kapsamındaki grupların yönetimlerinde geçmişte veya halen kamu görevlerinde bulunan isimlerin yer alması da tartışma konusu oldu. Bu bağlantılar tek başına suç göstergesi sayılmıyor; SPK kararlarında da söz konusu kişilere kamu görevleri ya da siyasi ilişkileri nedeniyle yöneltilmiş bir suçlama bulunmuyor. Ancak durum, çıkar çatışması kurallarının ve düzenleyici denetimin yeterliliğine ilişkin soruları artırıyor.

SPK’nın tasfiye listesinde Tera Portföy’e ait beş fon bulunuyor. Tera Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen hakkında 17 Eylül’de yurt dışına çıkış yasağı getirildiği bildirildi. Tera Portföy yönetiminde yer alan Prof. Dr. Emre Alkin’in İstanbul Topkapı Üniversitesi rektörlüğü görevini sürdürdüğü ve geçmişte Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Konseyinde bulunduğu belirtildi.

Emre Alkin’in kardeşi Prof. Dr. Kerem Alkin, Tera Yatırım Menkul Değerler ile Tera Finansal Yatırımlar Holding’de bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyor. Kerem Alkin’in geçmişinde Türkiye Varlık Fonu ve Halkbank yönetim kurulu üyelikleri ile 2021-2024 dönemindeki OECD Daimi Temsilciliği ve büyükelçilik görevi bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Fecir Alptekin de 10 Kasım 2025’te Tera Yatırım Menkul Değerler’in bağımsız yönetim kurulu üyeliğine getirildi. Alptekin, şirketin kurumsal yönetim, denetim ve riskin erken saptanması süreçlerinde görev aldıktan yaklaşık iki ay sonra yönetim kurulundan ayrıldı; başdanışmanlık görevini sürdürdü.

Bulls Portföy’ün 15 fonu tasfiye listesinde yer alıyor. Bulls Yatırım Menkul Değerler’in hâkim ortağı Bulls Yatırım Holding’de ortak ve yönetici olarak bulunan Neslihan Mumcu’nun, 2023’te Kültür ve Turizm Bakan Yardımcılığına atanan Batuhan Mumcu’nun eşi olduğu belirtildi. Batuhan Mumcu, Ağustos 2026’da bu görevden alınarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu üyeliğine atandı.

Neslihan Mumcu’nun Bulls grubundaki ortaklığı daha önce TBMM gündemine taşındı. Ancak SPK’nın 17 Eylül tarihli kararında Mumcu ailesinin siyasi veya bürokratik bağlantılarına ilişkin herhangi bir suçlama yer almıyor. Ortaklık ilişkisi de tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmiyor.

Devir görüşmeleri ve piyasa etkisi

Tera Finansal Yatırımlar Holding ile Pusula Finans Holding ve bağlı şirketlerin devralınmasına yönelik görüşmeler yürütüldüğü açıklandı. Buna karşın dokuz şirketin Tera’ya kesin olarak devredildiği yönündeki iddialar mevcut açıklamalarla doğrulanmış değil. Tarafların bazı ticari koşullarda anlaşmaya vardığı, işlemin tamamlanmasının hukuki incelemeler, sözleşmeler ve resmi izinlere bağlı olduğu anlaşılıyor.

Emre Tezmen ile eski Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Erkan Kilimci’nin Pusula Finans Holding yönetiminde görev almasına ilişkin kararların tescil edilmeden geri çekildiği, Kilimci’nin daha sonra Tera grubundaki görevlerinden istifa ettiği bildirildi. Emlak Katılım’ın Katılımevim ve Birevim’i satın alabileceğine ilişkin haberler bulunsa da tamamlanmış ve resmen ilan edilmiş bir satış işlemi bulunmuyor.

Katılımevim hissesi 17 Eylül’de 69 liraya kadar yükseldikten sonra 21 Eylül’de 33,88 liraya geriledi. Zirve ile gün içi dip seviyesi arasındaki kayıp yaklaşık yüzde 51 oldu. Aynı dönemde BIST 100 endeksi de yaklaşık yüzde 5 değer kaybetti. Ancak borsadaki gerilemenin tamamını soruşturmaya bağlamak mümkün değil; fon satışları, siyasi gelişmeler ve genel risk algısı da fiyatlamalarda etkili oldu.

Fonların tasfiye edilmesi, yatırımcıların paralarını hemen ve kayıpsız biçimde alacağı anlamına gelmiyor. Portföydeki varlıkların hangi fiyatla ve ne kadar sürede nakde çevrileceği, yatırımcıların nihai zararını belirleyecek temel unsurlar arasında yer alıyor.

Denetimin zamanlaması sorgulanıyor

Savcılığın mal varlığı tedbirleri ile SPK’nın tasfiye kararı soruşturma açısından önemli adımlar olsa da uygulamaların, likidite sorunu yatırımcıların para çekme taleplerini karşılamayı zorlaştırdıktan sonra gelmesi denetim mekanizmalarının zamanlamasını tartışmaya açtı.

Kamuoyunun yanıt beklediği başlıca konular arasında fonların belirli hisselerdeki yoğunlaşmasına ne zaman müdahale edildiği, şirket içi risk komitelerinin raporlarının nasıl incelendiği, önceki idari para cezalarının ardından neden daha sıkı bir izleme yapılmadığı ve kamu görevleriyle özel sektör yöneticilikleri arasındaki geçişleri düzenleyen kuralların yeterliliği bulunuyor.

Hukuki sorumluluk, yürütülecek soruşturma ve yargılama sonunda belirlenecek. Bununla birlikte kamu otoritesinin görevi yalnızca kriz sonrasında gözaltı, mal varlığı tedbiri ve tasfiye uygulamakla sınırlı değil. Sermaye piyasası denetiminin temel amacı, yatırımcıların zarar görmesini mümkün olduğunca önceden engellemek.

Fonlarda biriken risklere zamanında müdahale edilip edilmediğine ilişkin açık ve belgeli yanıtlar verilmemesi, siyasi ve bürokratik bağlantıların denetim üzerinde koruyucu bir etki oluşturduğu yönündeki kuşkuları artırabilir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu