Dua Ederken Fatiha Suresi’nden Nasıl Yararlanılır?

Fatiha Suresi’nin dua hayatındaki yeri, Elhamdülillah ve Ya Hayyu Ya Kayyum zikirlerinin faziletiyle birlikte anlamlı bir sohbet eşliğinde ele alınıyor.

Fatiha Suresi, Müslümanların her gün namazlarında okuduğu, anlamı ve kapsamı bakımından büyük önem taşıyan bir suredir. Hicaz’da bulunduğu dönemde Mahmud Sami Ramazanoğlu hazretlerinden dua etmesi istenenler, uzun ve özel metinler beklerdi. Ancak o, dualarını Fatiha-i Şerife’yi okuyarak tamamlamayı tercih ederdi. Bu yaklaşım, Fatiha Suresi’nin dua ve kulluk hayatındaki değerini ortaya koyan anlamlı bir örnek olarak aktarılır.

İnsanın her zaman uzun dualar ezberlemesi veya sayfalarca metin hazırlaması gerekmez. Bazen kısa bir zikir, samimi bir yöneliş ve kalpten söylenen birkaç kelime de kulun Rabbine ilticasını ifade eder. Bu bakımdan “Elhamdülillah” demek, nimeti verenin Allah olduğunu kabul eden, şükür ve teslimiyet anlamı taşıyan özlü bir duadır. Günlük hayatın her anında bu zikri tekrarlamak, insanın şükür bilincini canlı tutmasına vesile olabilir.

Elhamdülillah ve Ya Hayyu Ya Kayyum zikrinin önemi

Kısa fakat anlamı geniş dualardan biri de “Ya Hayyu, Ya Kayyum” zikridir. Rivayet edilen bu anlatıma göre Resûlullah, Bedir Savaşı’nın en çetin anlarında bu duayı tekrar etmiş; Hz. Ali savaş alanından döndüğünde Allah Resûlü’nü secdede aynı duayı sürdürürken görmüştür. “Ya Hayyu, Ya Kayyum” ifadesi, hayatın gerçek sahibi ve bütün varlıkları ayakta tutan Allah’a yönelişi dile getirir.

Bu nedenle Fatiha Suresi ile birlikte “Elhamdülillah” ve “Ya Hayyu, Ya Kayyum” gibi kısa zikirlerden de istifade edilebilir. Esas olan, sözlerin uzunluğundan çok samimiyet, anlamını kavrama ve kalbin Allah’a yönelmesidir.

Af, hidayet ve ihlas için dua

Allah’ım! Her türlü zaman, mekân ve yönden münezzeh olan; kâinatın yaratıcısı, yüceliğin ve kudretin sahibi Sensin. Bizler ise Senin yarattığın aciz kullarız. Sanatının inceliklerini ve hikmetlerinin derinliğini bütünüyle kavrayamayız. Lütfunla basiretimize açıklık ver, Seni anlayabilmemiz ve kulluğumuzu şevk ve edep içinde sürdürebilmemiz için gönüllerimizi aydınlat.

Kemal ve eksiksizlik Sana mahsustur; kusur ve noksanlık ise bize aittir. Hatalarımız sebebiyle bizi cezalandırma. Biz yalnızca affına, rahmetine ve bağışlayıcılığına güveniyoruz. Bize adaletinle değil, merhametinle muamele eyle.

Rabbimiz! Bizi namazlarını gereği gibi kılan kullarından eyle. Namazın içindeki hikmetleri ve kulluk sırlarını idrak edebilmeyi nasip et. İmanımızı, ihlasımızı ve Sana duyduğumuz sevgiyi artır; ibadetlerimizi huşu içinde yerine getirmemizi sağla. Sen merhametlilerin en merhametlisi ve affedenlerin en büyüğüsün.

Bizler hata eden, nefsine yenilen ve aciz kullarız. Bilerek ya da bilmeyerek işlediğimiz kusurları bağışla. Sana sığınıyor, affını diliyoruz. Günlerimiz hızla geçerken kendimizi toparlayıp kulluk yolunda gerektiği gibi ilerleyememenin üzüntüsünü taşıyoruz. Buna rağmen rahmetinden ümidimizi kesmiyoruz.

Allah’ım! Kalplerimizin hâlini en iyi Sen biliyorsun. Lütfunla gönüllerimizi ıslah et, günahlarımızı ört ve bizi bağışla. Bizi yasaklarından uzak, emirlerine bağlı bir hayat süren kullarından eyle. Salihlerle, zikredenlerle ve güzel ahlak sahibi insanlarla beraberliğimizi artır.

Bizi kendisine yakın kullarından eyle; sevgimizi, şevkimizi ve ihlasımızı çoğalt. Seninle aramıza giren her şeyi bizden uzaklaştır. Sevdiklerinle beraber olmayı, onları sevmeyi ve onların sevgisine layık olmayı nasip et. Bir an olsun Senden uzak kalmayalım; sevincimizde ve hüznümüzde Seni hatırlayalım.

Bizi sırat-ı müstakimden ayırma, kötü hâllerimizi güzelliğe çevir. Gönlümüzü dünya ve ahiret tutkularının esiri olmaktan koru; bizi rızan doğrultusunda yaşayan kullarından eyle. Sevgili Peygamberin, onun ehl-i beyti, ashâbı ve salih dostlarının hürmetine dualarımızı kabul eyle.

Rabbimiz! Bizi sevgi ve muhabbet yolundan ayırma. Seni sevmeyi, sevdiklerini sevmeyi ve onların sevgisini kazanmayı nasip et. Elhamdülillah, umudumuz Senin sevdiklerine duyulan sevgidedir. Ya Hayyu, Ya Kayyum.

Kaynak: Altınoluk Dergisi, Sayı: 487; Hâce Mûsâ Topbaş, Altınoluk Sohbetleri 5, s. 202.

Kaynak: Altınoluk Dergisi, Sayı: 487

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu