Dervişoğlu: Emeklinin ölümünden hükümet sorumludur

Dervişoğlu, Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son veren emeklinin ardından hükümeti eleştirdi; finansal krizin yönetim sorumluluğu taşıdığını söyledi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlenen Siyaset Akademisi’nin açılışında yaptığı konuşmada ekonomik kriz, fon ve borsa skandalı, devlet yönetimi ve uluslararası siyasete ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dervişoğlu, geçim sıkıntısı nedeniyle Anayasa Mahkemesi önünde intihar girişiminde bulunan ve yaşamını yitiren emekliyi hatırlatarak hükümeti sorumluluk almamakla suçladı.

Dervişoğlu, ülkenin vatandaşının hakkını ve hukukunu gözeten, yolsuzluğa izin vermeyen kişiler tarafından yönetilmesi halinde mevcut krizin yaşanmayacağını savundu. Emeklinin yaşam mücadelesini duyurmak amacıyla gerçekleştirdiği eylem sırasında hayatını kaybettiğini belirten Dervişoğlu, bu olayın siyasi sorumluluğunun hükümete ait olduğunu söyledi.

Konuşmasının başında Türk Dil Kurultayı’nın 94’üncü yıl dönümüne değinen Dervişoğlu, Türkçenin yalnızca kelimelerden oluşmadığını; düşünceyi, duyguyu, aklı ve vicdanı taşıdığını ifade etti. İktidar sahiplerinin Türkçe konuşmasına rağmen aynı dille feryat eden vatandaşları anlamadığını öne süren Dervişoğlu, siyasette kullanılan dilin toplumun gerçek sorunlarını kavraması gerektiğini dile getirdi.

Dervişoğlu, “temiz siyaset” anlayışını savunduklarını belirterek gerçeklerin uzun süre gizlenemeyeceğini söyledi. Yanlışların, ihmallerin, suskunluğun ve kişisel çıkarların sorunları görünmez kıldığını ifade eden Dervişoğlu, 1986’daki Çernobil felaketini yalnızca bir reaktör kazası olarak değil, yönetim ve sorumluluk anlayışının çöküşü olarak değerlendirdi.

Türkiye’nin benzer bir süreci finansal alanda yaşadığını ileri süren Dervişoğlu, ülkedeki fon ve borsa skandalının uzun sürede biriken sorunların sonucu olduğunu savundu. Rakamlarla oynanarak, sorumluluk başkalarına yüklenerek veya sorunlar yok sayılarak gerçeklerin ortadan kaldırılamayacağını belirten Dervişoğlu, yaşananları kamu gözetimi altında gerçekleşen büyük bir soygun olarak nitelendirdi.

Skandalın yalnızca bazı şirketleri ya da kişileri ilgilendirmediğini söyleyen Dervişoğlu, olayın siyaset ve görev ahlakının yanı sıra denetim sisteminin de sorgulanmasını gerektirdiğini kaydetti. Piyasalardaki gelişmeler ve uzmanların uyarıları karşısında uzun süre sessiz kalınmasının, ortaya çıkan mağduriyetlerde yönetimin sorumluluğunu artırdığını ifade etti.

Dervişoğlu, emeklinin ölümünü de bu yönetim anlayışının bir sonucu olarak gördüğünü belirterek hükümetin ehliyet, muhakeme ve görev ahlakı bakımından tükendiğini savundu. Hukuktaki “müteselsil sorumluluk” kavramına atıfta bulunan Dervişoğlu, bir zararın oluşmasında yalnızca son aşamada etkili olanların değil, gerekli müdahaleyi yapmayan yetkililerin de sorumluluk taşıdığını söyledi.

İYİ Parti Siyaset Akademisi’nin amacının gerçek, hak, adalet ve sorumluluk temelinde siyaset anlayışı geliştirmek olduğunu belirten Dervişoğlu, siyasetin yalnızca iktidar elde etmekten ibaret olmadığını vurguladı. Yetki alan kişilerin, aldıkları kararların yanı sıra yapmadıkları müdahalelerin sonuçlarını da üstlenmesi gerektiğini ifade etti.

Konuşmasında Birleşmiş Milletler ve uluslararası siyasete de değinen Dervişoğlu, kurumlara duyulan güvenin giderek aşındığını söyledi. Güçlü devletlerin bağımsız ülkelerdeki müdahaleleri karşısında uluslararası kuruluşların etkisiz kalmasının güven sorununu derinleştirdiğini belirten Dervişoğlu, barış ve uluslararası hukuk çağrısı yapan bazı ülkelerin savaşların sorumluluğunu taşıdığına dikkat çekti.

Uluslararası hukukun kötü uygulanmasının bu hukuka duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmayacağını ifade eden Dervişoğlu, insan haklarının istismar edilmesinin de insan haklarını gereksiz kılmayacağını söyledi. Dervişoğlu, demokrasi, hukuk ve insan haklarına bağlı, temiz ve vicdanlı bir siyaset anlayışının yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın tamamında gerekli olduğunu dile getirdi.

Egemenlik kavramının artık yalnızca sınırların korunmasıyla açıklanamayacağını belirten Dervişoğlu; teknoloji şirketleri, veri merkezleri, algoritmalar ve yapay zeka sistemlerinin ekonomi, güvenlik, haber alma ve siyasi kararlar üzerindeki etkisine işaret etti. Ülkelerin kendi teknolojisini, enerjisini, verisini ve güvenlik kararlarını kontrol edebilmesinin çağdaş egemenliğin temel unsurları haline geldiğini söyledi.

Yapay zeka alanındaki gelişmelerin yeni güç ilişkileri doğurduğunu kaydeden Dervişoğlu, bu teknolojilerin kim tarafından, hangi bilgiyle ve kimin denetiminde geliştirildiği sorularının önem taşıdığını ifade etti. Milli egemenliğin artık mühendislik, çip, yazılım ve veri alanlarında da korunması gereken bir mesele olduğunu belirten Dervişoğlu, karar alma iradesinin başkalarına bırakılmaması gerektiğini vurguladı.

İYİ Parti’nin iktidara geldiğinde “enkaz devraldık” söylemine sığınmayacağını belirten Dervişoğlu, iktidara hazırlığın önceden yapılması gerektiğini söyledi. Parti üyelerine iyimser ya da karamsar olmaktan önce hazır olmaları çağrısında bulunan Dervişoğlu, gerçeğin aranmasını, bilginin muhakemeyle birleştirilmesini ve alınan yetkinin sorumluluğunun taşınmasını istedi.

Dervişoğlu, Türkiye’nin iyi yönetimi hak ettiğini belirterek konuşmasını milletin iradesine vurgu yaparak tamamladı. Söz, yetki ve kararın millete ait olduğunu söyleyen Dervişoğlu, Türkiye’nin mevcut sorunlardan vatandaşların feraseti ve doğru yönetim anlayışıyla çıkacağına inandığını ifade etti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu