Yunanistan, İsrail ile Stratejik Tuzağa Düştü Mü?
Yunanistan, İsrail ile olan ilişkilerinin tehlikeli bir stratejik tuzağa dönüştüğünü öne sürdü. Atina’nın savunma politikaları tartışma konusu oldu.
Yunanistan’ın önde gelen haber kaynaklarından Banking News, Atina’nın tehlikeli bir stratejik ağın içine sıkıştığını belirtti. Haberde, Miçotakis hükümeti ve Savunma Bakanı Nikos Dendias döneminde gerçekleştirilen stratejik hataların Yunanistan’ı İsrail’e bağımlı bir güvenlik yapısına sürüklediği iddia ediliyor.
Analizde, Yunanistan’ın Tel Aviv’in tuhaf bir ‘uydu’ ve ileri karakolu haline geldiği ifade edilirken, İsrail’in artan uluslararası izolasyonla yüzleştiğine dikkat çekildi.
Yunan savunma sisteminin İsrail ile giderek daha fazla entegre olduğu savunulurken, milyar dolarlık silah alımları ve ortak hızlı müdahale senaryolarının sadece bir ittifak değil, aynı zamanda bir ‘stratejik tuzak’ oluşturduğu öne sürüldü. Atina’nın Körfez ülkeleriyle olan etkisini sürdürmek amacıyla İsrail ile yakınlaştığı, bunun ise Arap dünyasıyla ilişkileri zayıflattığı iddia edildi.
Yunanistan’ın İsrail’in ‘Truva atı’ gibi hareket ettiğine dair iddialar da gündeme geldi. Bu durum, Arap dünyasıyla kurulan köprülerin zayıflamasına ve ülkenin Türkiye ile çok cepheli bir gerilim riskiyle karşı karşıya kalmasına neden olduğu belirtildi. Kapalı kapılar ardında yapılan anlaşmaların ulusal egemenlik tartışmalarını gündeme getirdiği ifade edildi.
Yunanistan’ın Körfez ülkeleriyle ilişkileri 2019 sonrası dönemde belirgin bir şekilde derinleşti. İlk aşama, 2016-2021 yılları arasında ‘Türkiye karşıtı koalisyon’ girişimi olarak tanımlandı. Bu süreçte Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ekseni merkezde yer aldı. Fransa, Mısır, Libya’da Halife Hafter ve Suriye’de Beşar Esad gibi aktörlerin yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın da bu yapıya dahil edilmeye çalışıldığı belirtiliyor.
2020 yılında Yunanistan ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında stratejik ortaklık ve karşılıklı savunma anlaşmaları imzalandı. Aynı yıl BAE’nin Yunanistan’da askeri tatbikatlara katıldığı, Doğu Akdeniz’de ise Yunanistan, GKRY, Mısır, Fransa ve İsrail arasında güvenlik koordinasyonunun sağlandığı aktarıldı. 2021’de Suudi Arabistan ile yapılan anlaşma çerçevesinde Patriot hava savunma sistemlerinin konuşlandırılması ve ortak tatbikatlar planlandığı ifade edildi.
Analize göre, 2017 Körfez krizinin çözülmesi ve bölgesel ilişkilerin normalleşmesiyle birlikte bu yapı zemin kaybetti. Körfez ülkelerinin Ankara ile ilişkilerini yeniden dengelemesi, Yunanistan’ın İsrail merkezli stratejisinin etkinliğini azalttı. İkinci aşamada ise Yunanistan’ın İsrail ile savunma iş birliğini daha da derinleştirdiği, buna paralel olarak Türkiye ile gerilimin arttığı ifade edildi. Atina’nın hedefinin, İsrail ile oluşturulan güvenlik mimarisini Körfez’e taşımak ve Türkiye’nin bölgesel etkisini dengelemek olduğu savunuldu.
Yunanistan ve İsrail arasındaki savunma ilişkilerinin klasik ittifak sınırlarını aştığı iddia ediliyor. ‘Aşil Kalkanı’ projesi kapsamında İsrail yapımı sistemlerin entegre edildiği, Elbit Systems ile büyük ölçekli silah anlaşmaları yapıldığı belirtildi. İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii’nin Yunan şirketi Intracom Defense’i satın almasının da teknoloji transferini hızlandırdığı ifade edildi.
Yunanistan’ın Ta Nea gazetesi, Atina’nın tansiyonu artıracak adalarla ilgili yeni bir strateji geliştirdiğini aktardı. Habere göre, ‘Ukrayna ve Orta Doğu’daki savaşlardan çıkarılan dersler’ doğrultusunda, adalarda savunma tesislerinin yer altına taşındığı ifade edildi. Bu yaklaşımın, özellikle insansız hava araçları ve füze tehditlerine karşı yeni bir savunma konsepti oluşturmayı hedeflediği belirtildi.
Yeraltı yapılanmasıyla birlikte ‘füze duvarı’ konseptinin de devreye alındığı kaydedildi. Bu sistemin, yoğun İHA ve füze saldırılarına karşı adaları daha dirençli hale getirmeyi amaçladığı ifade edildi. Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, ‘Anakara Yunanistan’a 207, ada Yunanistan’ına ise 315 proje daha eklenecek. Bu projelerin %100’ünün üç yıl içinde tamamlanması planlanıyor’ açıklamasında bulundu.
Yeni savunma konseptine göre, küçük ve dağınık askeri kampların birleştirildiği, yerlerine daha az sayıda fakat daha güçlü ve korunaklı üslerin kurulacağı ifade edildi. Bu üslerin önemli bir kısmının yarı yer altı veya tamamen yer altı yapıda olacağı, düşman keşif sistemlerinden gizlenmesinin hedeflendiği belirtildi. Projeler kapsamında personel için yer altı sığınakları, mühimmat depoları ve ağır saldırılara dayanıklı komuta-kontrol merkezlerinin inşa edileceği ifade edildi. Bu yapının, olası bir çatışma durumunda adaların savunma kapasitesini kesintisiz bir şekilde sürdürmeyi amaçladığı kaydedildi.
Yeni yer altı mevzilerinde İsrail yapımı Spike NLOS gibi yüksek hassasiyetli silah sistemlerinin konuşlandırılması planlanıyor. Bu sistemlerin saldırı anında yüzeye çıkıp uzun menzilden hedefleri vurabileceği, ardından yeniden yer altı korumasına çekilebileceği ifade edildi.




