İsrail’in Suriye Stratejisi Çöktü: Yeni Dönem Başlıyor
İsrail’in Suriye’deki stratejisi, SDG’nin entegrasyonu ile büyük bir darbe aldı. Yeni gerçeklik karşısında Tel Aviv’in seçenekleri daraldı.
Suriye’de, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Şam yönetimiyle entegrasyonunun ardından, İsrail’in azınlıklar üzerinden Suriye’de nüfuz kurma stratejisi önemli bir darbe aldı. Haaretz gazetesinde Zvi Bar’el tarafından kaleme alınan bir analizde, ABD’nin de desteklediği bu entegrasyonun ardından Tel Aviv’in iki ana seçeneği olduğu belirtildi: Suriye’deki azınlıklar üzerinden etkisini sürdürmek ya da yeni durumu kabul ederek Şam yönetimiyle doğrudan bir siyasi ve güvenlik temeli oluşturmak. Analizde, Tel Aviv’in Suriye’deki bölünme illüzyonunu terk etmesi ve Şam’daki yeni rejimi düşman olarak değil, işbirliği yapılabilecek bir ortak olarak görmesi gerektiği vurgulandı.
Esad rejiminin devrilmesinin ardından, Binyamin Netanyahu hükümeti, Kürtleri ve Dürzileri Türkiye’nin desteklediği merkezi bir Suriye yönetiminin güçlenmesini engelleyebilecek stratejik unsurlar olarak değerlendirmişti. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Kürtleri İsrail’in doğal müttefikleri olarak tanımlamış ve SDG’nin kontrolündeki bölgeleri ‘özerk bölgeler’ olarak nitelendirmişti.
Analizde, Suriye’de özerk bir yapı kurmanın sadece Kürtlerin hayali olmadığı, İsrail’in de Suriye’deki Kürt bölgelerini etkisini gösterebileceği ileri karakollar olarak gördüğü ifade edildi. Ayrıca, SDG’nin en az 12 bin milis gücünün orduya katılmak için başvurduğu hatırlatılarak, yıllarca Türkiye’yi düşman, ABD ve İsrail’i ise koruyucu dost olarak gören bu unsurların, Türk askeri eğitmenlerden eğitim alması ve İsrail’i ‘hasım devlet’ olarak tanımlama noktasına gelebileceği belirtildi.
SDG üzerinden Kürt kartının büyük ölçüde devre dışı kalmasının ardından, İsrail’in Suriye politikasında geriye kalan en önemli koz, güneydeki Dürzi gruplar oldu. Süveyda’daki Dürzi milisler, Şam yönetimiyle yaşanan çatışmaların ardından İsrail ile daha yakın ilişkiler kurdu. İsrail, Suriye’nin güneyindeki Dürzi nüfusunu, Şam yönetiminin ülke genelinde kontrol sağlamasını engelleyebilecek bir faktör olarak gördü. Dürzi lider Hikmet el-Heciri, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, Süveyda’daki Dürzilerin kendilerini İsrail’in bir parçası olarak gördüklerini ifade etti. Analizde, ABD’nin Kürtlerle varılan entegrasyon modelini Suriye’nin güneyindeki sorunlara uygulamak istemesi durumunda, İsrail’in Dürzi politikasını sürdürmesinin giderek zorlaşabileceği kaydedildi.
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile Mossad Başkanı Roman Gofman arasında Ebu Zuhur hava üssü saldırısının ardından gerilimi azaltmak amacıyla yapılan kritik zirvenin ardından, Şam yönetiminden Tel Aviv’e net bir mesaj iletildi. Suriye resmi haber ajansı SANA’ya konuşan diplomatik kaynaklar, İsrail ile yürütülen güvenlik görüşmelerinde Suriye’nin askeri kapasitesini geliştirme ve başka ülkelerle ittifak kurma hakkına getirilecek hiçbir kısıtlamanın kabul edilmeyeceğini bildirdi. Şam yönetimi, egemenliğinden ve toprak bütünlüğünden taviz vermeyeceğini vurgulayarak, olası bir anlaşma için İsrail ordusunun 8 Aralık 2024 öncesindeki hatlara çekilmesini şart koştu.




