Nasır Kandil: ‘İsrail’in saldırıları için bahane gerekmiyor’
Lübnanlı gazeteci Nasır Kandil, İsrail’in saldırılarına bahane aramadığını vurguladı ve Arap dünyasındaki normalleşme eleştirildi.
İslami Analiz / Haber Merkezi
Lübnan merkezli el-Bina gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Nasır Kandil, İsrail’in Ortadoğu’daki normalleşme söylemlerine yönelik sert eleştirilerde bulundu. Kandil, İsrail’in saldırı gerçekleştirmek için bahane aramadığını belirtti.
Kandil, konuya dair yaptığı açıklamada, “Arap ve İslam dünyasında uzun yıllardır dolaşan bir yanlış anlama var: ‘Eğer İsrail’e bahane vermezseniz, size saldırmaz.’ Bu tamamen yanlıştır. Direnişin, İsrail’e bahane verdiği düşüncesi, Aksa Tufanı ve Destek Cephesi gibi olaylarla ilişkilendiriliyor. Ancak gerçek şu ki, İsrail’in Güney Lübnan’ı işgale açmak ve Litani Nehri’ni kontrol altına almak için her zaman planları mevcuttur,” dedi.
Kandil, bahane teorisinin Filistin meselesinin başlangıcından beri var olduğunu vurgulayarak, 1948 Nakba’sı sırasında Filistinli grupların ayaklanmalarının sebep olduğu iddialarının yanıltıcı olduğunu ifade etti. “Bazıları, Arap Kurtuluş Ordusu’nun müdahalesinin bu duruma yol açtığını savunuyor. Ancak bu tamamen bir yalan,” şeklinde konuştu.
Kandil, Suriye örneği üzerinden de bir değerlendirme yaptı. “Esad yönetiminin Direniş Ekseni’nde yer alması, İsrail’e Golan’ı işgal altında tutma bahanesi sağlıyor. Ancak Suriye bu eksenden çıktığında bile, Golan’ı geri almadı. Zayıflatılan Suriye, İsrail’in işgalini kalıcı hale getirmesine olanak tanıdı,” dedi. Sudan ve Libya örneklerini de ele alan Kandil, Sudan’ın normalleşme sürecine girmesiyle birlikte parçalanma sürecine girdiğini ve Libya’nın Kaddafi sonrası hala istikrara kavuşamadığını belirtti.
Kandil, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) Oslo Anlaşması ile silah bırakmasının ve İsrail’i tanımasının sonuçlarının da olumsuz olduğunu vurguladı. “Bu anlaşma sonrasında Kudüs alındı, yerleşimler genişletildi ve şimdi o anlaşmayı bile yok saymak istiyorlar,” ifadelerini kullandı. Kandil, İsrail’in varlığının kendisinin bir sorun olduğunu ve çözümün bahaneleri ortadan kaldırmak değil, güç inşa etmek ve siyasi alanda mücadele etmek olduğunu belirtti.




