Huckabee’nin Açıklamaları: Tehdit mi, İddia mı?

Huckabee’nin bölgeye dair açıklamaları, Büyük İsrail projesine hazırlık mı yoksa bir tehdit mi?

Ahmet Varol/Yeni Akit

ABD’nin Siyonist işgal rejimi nezdindeki büyükelçisi Mike Huckabee, son günlerde yaptığı açıklamalarla dikkatleri üzerine çekti. Huckabee, Nil ile Fırat arasındaki toprakların Yahudilerin hakkı olduğunu ifade ederek, bu sözleriyle geniş yankı uyandırdı.

Huckabee’nin bu açıklamasına birçok kesimden tepki geldi. Arap dünyasında da ortak bir kınama bildirisi yayımlandı. Ancak, kaleme alınan tepkilerin sahada bir karşılık bulmaması, bu durumun ciddiyetini azaltıyor.

Bazı yorumcular, Huckabee’nin sözlerini, ABD içindeki İsrail destekçileri arasında yaşanan tartışmaların bir yansıması olarak değerlendiriyor. Bu tartışmalarda bazı kesimler, İsrail’i bir yük olarak görüp, ondan uzaklaşmayı tercih ederken, diğerleri ise her koşulda Siyonist işgali destekleme gerektiğini savunuyor. Huckabee, bu bağlamda kendi görüşlerini öne sürerek tartışmada yer almaya çalışıyor.

Bu noktada, daha önce de vurguladığımız bir hususa dikkat çekmek gerekiyor: Uluslararası Siyonizm, İngiliz emperyalizminin bir projesidir. Yahudiler, bu projede bir araç olarak kullanılmıştır. İngiliz emperyalizmi, İslam dünyasını bölmek ve Müslüman halklar arasında düşmanlık yaratmak için çeşitli kavmiyetçi söylemleri kullanırken, Siyonizm de Yahudi ırkçılığını bu projenin başarısı için değerlendirmiştir.

Ne yazık ki, Yahudiler arasında ırkçı söylemlerin yaygınlaşması, dinin ulusallaştırılması ve Tanrı’nın sadece Yahudilere ait olduğu inancı gibi hurafelerin benimsenmesi, Siyonizm ideolojisinin hızla taraftar bulmasına zemin hazırlamıştır. Bu durum, Batı toplumlarındaki Yahudi ezilmesinin de bir sonucu olarak, Siyonizmin gölgesine sığınma psikolojisini doğurmuştur.

İngiliz emperyalizminin Siyonizm projesinin iki ana amacı bulunuyordu: Birincisi, Batı’da sorun yaratan Yahudi unsurlar için bir alternatif vatan yaratmak; ikincisi ise, Müslüman toplumların birleşmesini engellemek amacıyla Yahudileri stratejik ve sosyal savaşta kullanarak, İslam dünyasına karşı bir vekalet savaşı yürütmelerini sağlamaktı.

Bazı Yahudi düşünürler, bu yeni küresel sistemde önemli bir konum elde edeceklerini ve ekonomik güçlerinin artacağını düşünerek projede yer almayı tercih etti.

Ancak Batı emperyalizminin bu projedeki vaadi, Filistin topraklarına sıkışmış küçük bir “İsrail” değil, Nil ile Fırat arasındaki toprakların tamamında siyasi egemenlik kuracak “Büyük İsrail” projesiydi. Fakat Filistin’deki direniş, bu projenin hayata geçirilmesini engelledi.

Şimdi Gazze’deki trajik olayların ardından, bölgesel koşulların bu projeyi hayata geçirmek için daha uygun hale geldiği düşünülüyor. Huckabee’nin açıklamaları da bu bağlamda bölgeyi zihinsel olarak hazırlamak amacı taşıyor.

Bu konunun stratejik boyutlarını değerlendirmeye devam etmemiz gerekiyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu