ABD ve Suudi Arabistan Arasındaki Nükleer Anlaşmanın Önemi
ABD ve Suudi Arabistan arasındaki nükleer anlaşma, bölgedeki güvenlik dengelerini etkileyebilir. Detaylar haberimizde.
ABD ve Suudi Arabistan arasında imzalanan nükleer anlaşma, Ortadoğu’daki güvenlik dengeleri açısından büyük bir öneme sahip. ABD Enerji Bakanlığı, bu anlaşmayı hem bölge hem de ABD güvenliği için önemli bir adım olarak nitelendiriyor. Bakanlık, anlaşmanın yüksek nükleer güvenlik standartları ile nükleer silahların yayılmasını önleme hedeflerini gözettiğini ve ABD’nin sivil nükleer teknolojideki rekabet gücünü artıracağını belirtti. Ancak, Suudi Arabistan’a uranyum zenginleştirme imkanı tanınıp tanınmayacağı konusunda hâlâ belirsizlikler mevcut. Enerji Bakanı, anlaşmanın nükleer güvenlik açısından en yüksek standartları esas aldığını ifade etti. Ayrıca, iki ülke arasında bir ikili güvence anlaşması da imzalandığı kaydedildi. Bu iki anlaşmanın, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi gibi çeşitli stratejik hedefleri ilerletmek için on yıllar sürecek bir ortaklığın hukuki temelini oluşturduğu vurgulandı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, sivil nükleer enerji konusundaki her anlaşmanın, bunun bir silah programına dönüşmeyeceğine dair güvence sağlayacağını ifade etti. Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan Atlantic Council Orta Doğu Entegrasyon Projesi Direktörü Allison Minor, Washington’un bu anlaşma ile İran ile müzakerelerin tıkandığı bir dönemde Tahran’a bir uyarı gönderdiğini belirtti. Minor, anlaşmanın Suudi Arabistan’da uranyum zenginleştirme kapısını açık tutarak İran’a güçlü bir mesaj verdiğini söyledi.
İsrail’den ise anlaşmaya temkinli bir yaklaşım sergilendi. İsrail Ekonomi Bakanı Nir Barkat, Suudi Arabistan’ın nükleer enerjiyi yalnızca enerji arzı için kullanması şartıyla buna karşı olmadıklarını ifade etti. Barkat, eğer Suudi Arabistan bu teknolojiyi barışçıl amaçlarla kullanacaksa, bununla başa çıkabileceklerini belirtti. Ancak, İsrail kabinesinden Amichay Eliyahu, Ortadoğu’da hiçbir ülkenin nükleer silah geliştirmemesi için İsrail’in elinden geleni yapacağını söyledi. Eliyahu, Suudi Arabistan’ın doğru yolda ilerlediğini ancak gelecekte bu durumu değiştirebileceğini vurguladı. Eski İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman ise anlaşmanın büyük riskler taşıdığını belirterek, Suudi Arabistan’ın sivil nükleer programının zamanla nükleer silahlara dönüşebileceği uyarısında bulundu.
BBC News Güvenlik Muhabiri Frank Gardner, Suudi Arabistan’ın nükleer silah geliştirme niyetinde olduğuna dair şu an için bir işaret olmadığını belirtti. Ancak, İran’ın uranyum zenginleştirme sürecinin sonuçları göz önüne alındığında, Suudi Arabistan’ın da benzer bir yola girebileceği endişesi bulunuyor. İran, sivil nükleer enerji için gereken zenginleştirme seviyesinin çok üzerinde uranyum zenginleştirmiş durumda. Suudi Arabistan’ın, İran’ın nükleer silah edinmesi durumunda caydırıcılık amacıyla böyle bir silaha sahip olma isteği ise dikkat çekici bir konu. Bununla birlikte, Suudi Arabistan’ın uranyum zenginleştirmeyi %90 seviyesine çıkarıp bunu bir nükleer başlığa dönüştürmek yerine, müttefikleri Pakistan’dan hazır bir silah satın almayı tercih edebileceği de düşünülüyor.




