Türkiye’nin Yurt Dışında FETÖ ile Mücadelesi: Yeni Stratejiler

FETÖ ile yurt dışında mücadele, yeni stratejiler ve Türkiye’nin uluslararası ilişkileriyle şekilleniyor.

15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişiminin üzerinden geçen on yıl, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) Türkiye içindeki yapılanmasına ağır darbeler vurulmasına sahne oldu. Bu süreçte örgütün finansal kaynakları büyük ölçüde kurutuldu ve yeni üyeler kazanma imkanları ciddi şekilde azaldı. Ancak, FETÖ ile mücadele ülke içinde henüz sona ermiş değil; güvenlik birimleri örgütün hücre yapılanmalarına yönelik operasyonlarına devam ediyor. Gelinen noktada, mücadelenin odak noktası yurt dışına kaymış durumda. Yurt dışındaki mücadele ise henüz yeni bir aşamaya girmiştir.

Örgütle yurt dışındaki mücadelenin daha zor olduğunu belirtmek gerekir. Dışişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, FETÖ’nün faaliyetleri yaklaşık 160 ülkeye yayılmış durumda. Türkiye, küresel bir örgütle karşı karşıya. Her ülkenin FETÖ’ye yaklaşımı farklılık gösteriyor; bazı ülkeler Türkiye ile olan güçlü ilişkileri sayesinde örgütün faaliyetlerini engellerken, bazıları FETÖ’yü Türkiye’ye karşı bir dış politika aracı olarak kullanmayı tercih ediyor. İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, yurt dışındaki firari FETÖ mensuplarının yaklaşık %40’ı ABD ve Almanya’da bulunuyor. Dolayısıyla, Türkiye’nin yurt dışındaki mücadelesinin başarısı, yalnızca kendi kararlılığına değil, muhatap ülkelerin siyasi iradesine de bağlıdır.

Diplomasi ve İş Birliği

Bu bağlamda, Türkiye’nin FETÖ ile yurt dışında mücadelede en önemli aracı lider diplomasisi olmuştur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ikili görüşmelerde ve uluslararası zirvelerde FETÖ meselesini sıkça gündeme getirmiştir. Bakanlar ve diplomatlar da örgütün yalnızca Türkiye için değil, faaliyet gösterdiği her ülke için bir tehdit oluşturduğunu vurgulamıştır. İslam İşbirliği Teşkilatı, Asya Parlamenterler Asamblesi ve KKTC gibi kuruluşlar, FETÖ’yü terör örgütü olarak tanıyarak Türkiye’nin mücadelesine destek vermiştir. Birçok ülke, örgüte ait kurumları kapatmış veya faaliyetlerini kısıtlamıştır. Böylece FETÖ’nün yurt dışında yıllarca süren dokunulmazlık zırhında önemli gedikler açılmıştır.

Eğitimdeki Mücadele

Örgütle mücadelenin en belirgin sonuçlarından biri eğitim alanında görülmektedir. FETÖ, dünya genelinde açtığı sözde Türk okulları aracılığıyla yalnızca eğitim vermemiş, aynı zamanda yeni üyeler kazanmış ve ekonomik ağlar oluşturmuştur. Bu nedenle, 2016’da kurulan Türkiye Maarif Vakfı (TMV), yurt dışındaki mücadelenin en önemli kurumsal araçlarından biri haline gelmiştir. TMV, bugüne kadar 23 ülkede FETÖ ile bağlantılı 294 okul ve 1 üniversite devralmış, ayrıca farklı ülkelerde 239 yeni okul açmıştır. Bugün 66 ülkede 75 binden fazla öğrenciye ulaşan vakıf, dünyanın en geniş uluslararası eğitim ağlarından birini oluşturmuştur. FETÖ’nün yıllarca süren eğitim alanındaki etkisi azalırken, Türkiye, kendi kurumlarıyla daha güçlü bir aktör haline gelmiştir.

FETÖ ile mücadelede Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) de önemli bir rol oynamaktadır. YTB’nin koordinasyonunda yürütülen Türkiye Bursları projesi, her yıl yaklaşık 5 bin uluslararası öğrenciye burs vermektedir. Bu yıl 200 bine yakın başvuru alınması, Türkiye’nin bu alandaki kapasitesini göstermektedir. FETÖ’nün yıllarca yabancı öğrencilerle karşılıksız burslar aracılığıyla ilişki kurduğu düşünüldüğünde, Türkiye Bursları’nın önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Türkiye’de eğitimlerini tamamlayarak ülkelerine dönen mezunlar, siyaset, bürokrasi ve iş dünyasında önemli görevler üstlenmektedir. Bu durum, Türkiye’nin ilgili ülkelerle olan beşerî ve siyasi bağlarını güçlendirmekte, FETÖ’nün yabancı öğrenciler üzerinden kurduğu ilişki ağının etkisini azaltmaktadır.

Türk Diasporası ve Kültürel Diplomasi

Yurt dışındaki mücadelede Türk diasporası ve sivil toplum kuruluşları da önemli bir rol oynamaktadır. FETÖ, uzun yıllar boyunca Avrupa ve Kuzey Amerika’daki Türk toplumunun temsilcisi olduğu algısını oluşturmaya çalışmıştır. Ancak son yıllarda Türkiye’ye yakın sivil toplum kuruluşlarının daha görünür hale gelmesi, FETÖ’nün bu alandaki etkisini önemli ölçüde kırmıştır. Türk diasporası, Türkiye’nin haklı tezlerini daha etkin bir şekilde anlatmakta ve örgütün gerçek yüzünü yabancı kamuoylarına aktarmaktadır. Bu durum, FETÖ’nün yıllar içinde oluşturduğu meşruiyet zeminini zayıflatmaktadır.

Kültürel diplomasi de yurt dışındaki mücadelenin bir diğer önemli boyutunu oluşturmaktadır. FETÖ, Türkiye’nin yurt dışındaki kurumsal varlığının zayıf olduğu dönemlerde kendisini Türkiye’nin sivil temsilcisi olarak sunmaya çalışmıştır. Ancak 2007 yılında kurulan Yunus Emre Enstitüsü (YEE), bu boşluğu doldurarak Türkiye’nin dilini, kültürünü ve tarihini doğrudan kendi enstitüleriyle anlatma imkanı sağlamıştır. Böylece FETÖ, kendisini Türkiye’nin temsilcisi olarak pazarlama imkanını kaybetmiştir.

İade Talepleri ve İstihbarat Operasyonları

Yurt dışındaki mücadelede iade talepleri de önemli bir yer tutmaktadır. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye, 2 bin 765 FETÖ mensubu hakkında toplam 2 bin 950 iade talebini 119 ülkeye iletmiştir. Bu taleplerin yarısından fazlası yalnızca Almanya ve ABD’ye gönderilmiştir. Bu durum, örgüt mensuplarının bu iki ülkede yoğunlaştığını göstermektedir. Ancak bazı FETÖ’cülerin bulundukları ülkelerde sığınma hakkı elde etmesi veya vatandaşlık kazanması, iade süreçlerini zorlaştırmaktadır. Türkiye’nin yakın ilişkilere sahip olduğu ülkelerde yürütülen çalışmaların daha fazla sonuç verdiği görülmektedir. Nitekim bugüne kadar sonuçlanan iade süreçleri, ilgili ülkelerin siyasi irade göstermesi durumunda FETÖ mensuplarının Türkiye’ye getirilebileceğini ortaya koymaktadır.

Hukuki iade süreçlerinin yanı sıra Millî İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) yürüttüğü operasyonlar da yurt dışındaki mücadelenin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Orta Asya, Balkanlar ve Afrika’da gerçekleştirilen operasyonlar sayesinde birçok firari FETÖ’cü Türkiye’ye getirilmiştir. MİT’in, ilgili ülkelerin güvenlik birimleriyle geliştirdiği iş birliği, örgüt mensuplarının yurt dışında takip edilmesi ve Türkiye’ye getirilmesi konusunda hızlı sonuç alınmasını sağlamaktadır. Dolayısıyla, istihbarat alanındaki iş birlikleri, diplomatik ve hukuki girişimlerle birlikte Türkiye’nin FETÖ ile yurt dışındaki mücadelesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Dijital Mücadele ve Medya Stratejileri

Son yıllarda FETÖ ile mücadelenin dijital boyutu da önem kazanmıştır. Örgüt, yurt içindeki yapılanmasını kaybettikten sonra yurt dışında dijital medya üzerinden Türkiye aleyhinde propaganda faaliyetlerine ağırlık vermiştir. Türkiye de buna karşılık, FETÖ ile bağlantılı dijital ağları deşifre ederek engellemektedir. İletişim Başkanlığı’nın verilerine göre, FETÖ ile iltisaklı toplam 1.731 sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmiştir. Bunun yanı sıra, Anadolu Ajansı ve TRT gibi yerli medya kuruluşları, FETÖ gerçeğini bilen içeriklerle uluslararası kamuoyuna Türkiye’nin haklı tezlerini anlatmaktadır. Böylece FETÖ’nün dijital mecralardaki hareket alanı daraltılmakta ve yabancı kamuoylarının Türkiye’yi örgütün ürettiği yalan haberler üzerinden tanımasının önüne geçilmektedir.

Yeni Nesil FETÖ ile Mücadele

Gelinen noktada, Türkiye’nin yurt dışında FETÖ’ye karşı geniş bir mücadele kapasitesi oluşturduğu söylenebilir. İlk yıllarda firari örgüt mensuplarının takibi ve FETÖ’nün yabancı devletlere anlatılmasıyla sınırlı olan mücadele, günümüzde çok daha geniş bir alana yayılmıştır. Diplomasi, eğitim, kültürel faaliyetler, hukuki ve dijital mücadele gibi farklı araçların kullanılmasıyla FETÖ’nün yıllarca rahatça hareket ettiği alanlar kısıtlanmıştır. Ancak, FETÖ’nün diasporada geçirdiği mutasyon göz ardı edilmemelidir. Yurt dışında örgüt mensuplarının çocuklarından oluşan yeni bir nesil yetişmektedir. Bu nesil, bulundukları ülkelerin eğitim sistemlerinde büyümekte ve yerel dilleri ana dil düzeyinde konuşmaktadır. Türkiye, bugüne kadar büyük ölçüde “eski FETÖ” ile mücadele etti. Ancak önümüzdeki yıllarda “yeni FETÖ” nesli ile karşılaşabilir. Bu nedenle, FETÖ ile mücadelenin yurt dışında henüz yeni başladığı söylenebilir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu