Abide Kubbeler: Türk Mimarisinin Eşsiz Anlatımı
Cevat Akkanat’ın ‘Abide Kubbeler’ eseri, Türk mimarisinin güzelliklerini ve tarihi camileri derinlemesine inceliyor.
Oktay Sarı yazdı…
Cevat Akkanat, eğitimci kimliğiyle dikkat çeken bir isim. Türk Dili ve Edebiyatı mezunu olan Akkanat, öğretmenlik ve MEB’de yöneticilik yapmasının yanı sıra şair ve yazar olarak da tanınıyor. Medyada kültür ve sanat programları hazırlayan, çeşitli kültürel etkinlikler düzenleyen Akkanat, bu çalışmalarıyla Türkiye Yazarlar Birliği tarafından ödüllendirilmiş bir isim. Bu kitabın, onun üretkenliğini daha iyi anlamama vesile olduğunu belirtmeliyim.
Akkanat’ın ‘Abide Kubbeler’ adlı eserinde Balıkesir’deki Zağnos Paşa Camii’ni ele alması ve bu cami üzerinden ‘Ezan Şehirler’ adında bir kitabı hayata geçirmesi için sabırsızlandığımızı ifade etmek isterim. Kitabın her bölümünde yer alan şehir bilgileri, aslında Ezan Şehirler projesine bir kapı aralıyor.
Cami ve camii terimleri arasındaki karışıklık, benim için de bir muamma. Arapça kökenli olan bu kelimenin son harfi ‘ayn’ olduğu için yaygın kullanımda ‘camii’ şeklinde yer alırken, Türk Dil Kurumu’nun yeni yazım kuralıyla ‘cami’ olarak değiştiğini görmek beni şaşırttı. Bu durumda ‘cami’ kelimesinin hâl ekleriyle kullanımı da değişecek gibi görünüyor.
Kitapta yer alan metinler, İzmir Hisar Camii dışındaki tüm camilerin Diyanet Aylık Dergisi’nde 2011-2018 yılları arasında yayımlanmış yazılarından derlenmiş. Her yazıda, caminin bulunduğu şehrin tarihi, diğer tarihi camiler ve anlatılan caminin kültürel değerleri üzerinde duruluyor. Ayrıca, eserlerin restorasyon süreçleri, yapılarla ilgili efsaneler ve hikayelere de yer veriliyor. Bazı bölümlerde, abidevi eserlere dair şiirler, hikayeler ve türkülerle içerikler zenginleştirilmiş. Böylece eser, sadece sanat tarihçilerine değil, tarih ve kültür meraklılarına da hitap eden bir yapıya bürünüyor.
Balıkesirli olan Akkanat, kitabına kendi memleketinden değil, Afyonkarahisar’daki Ulu Camii ile başlamasıyla tarafsızlığını gösteriyor. Eserde toplam 32 cami yer alırken, bunlardan 4’ü İstanbul’a, 4’ü ise Bursa’ya ait. Yani, kitabın dörtte biri bu iki önemli şehirden oluşuyor.
Kitabı okurken, tarihi olaylar gözlerimizin önünde canlanıyor. Mehmed Âkif Ersoy’un Millî Mücadele döneminde Zağnos Paşa Camii’nde verdiği vaaz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Balıkesir Hutbesi, Bilecik Orhan Gazi Camii’nin Osmanlı tarihindeki önemi gibi birçok bilgi okuyucuyla buluşuyor. Ayrıca, Nurettin Topçu’nun Bursa Ulu Camii’ni tasvir eden sözleri ve Yeşil Camii imamlarından Mustafa Efe’nin ABD Büyükelçisi’ne söylediği tarihi cümleler de eser içinde yer alıyor.
Evliya Çelebi’nin o dönemdeki seyahatlerini ve gözlemlerini aktarması, bu eserin değerini artırıyor. Mehmed Âkif’in İstanbul’un ilk selâtin camisi olan Fatih Camii’ne dair yazdığı şiirden bir alıntı yaparak, bu eserin zenginliğini vurgulamak istiyorum:
“Sekiz yaşında kadardım. Babam gelir: ‘Bu gece,
Sizinle câmie gitsek çocuklar erkence.
Giderseniz gelin amma namazda uslu durun;
Merâmınız yaramazlıksa işte ev, oturun!’
Deyip alırdı beraber benimle kardeşimi.
Namâza durdu mu, hâliyle koyverir peşimi,
Dalar giderdi. Ben artık kalınca âzâde,
Ne âşıkane koşardım hasırlar üstünde!”
Kitapta dikkatimi çeken iki nokta var. Birincisi, görsellerin daha fazla olması gerektiği. Bu, camilere gitmemiş olanlar için daha öğretici olabilirdi. Ancak hacim kaygısıyla az görselli bir eser oluşturulmuş. İkincisi ise, sanat tarihçesi olmayanların zorlanacağı teknik terimler için bir sözlük eklenmesi gerektiği düşüncesindeyim.
Sonuç olarak, bu kitabın devamı olarak yazarın hayal ettiği ‘Ezan Şehirler’ eserinin, kültürümüze ve tarihimize yapacağı katkıları düşünmek heyecan verici. Tarihi günümüzde yaşamak isteyen bireyler için pratik bilgilerin de önemli olduğunu düşünüyorum.
Abide Kubbeler
Cevat Akkanat
Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları
2023, 2. Baskı
Ankara




