Marmara depremi tartışması: Bilim insanları karşı karşıya
Marmara depremi beklentisi bilim insanlarını karşı karşıya getirdi. Osman Bektaş enerji boşalmasını savunurken Ramazan Demirtaş farklı bir tablo çizdi.
Marmara Denizi’nde uzun süredir beklenen büyük deprem, bilim insanları arasındaki farklı değerlendirmeler nedeniyle yeniden gündemde. Prof. Dr. Osman Bektaş, Ana Marmara Fayı’nın tek parça ve tamamen kilitli bir yapı olmadığını belirterek bazı kesimlerde enerjinin yavaş ve sessiz hareketlerle açığa çıktığını savundu. Bektaş’a göre özellikle Batı ve Orta Marmara’daki bu hareketlilik, fayın yaklaşık 125 kilometrelik bölümünün aynı anda kırılarak 7’nin üzerinde bir deprem üretme olasılığını azaltıyor.
Demirtaş’tan farklı değerlendirme
Bu görüşe Dr. Ramazan Demirtaş itiraz etti. Marmara’da sürünme hareketi bulunduğu için 6,5’ten büyük bir deprem yaşanmayacağı yönündeki yaklaşımın doğru olmadığını söyleyen Demirtaş, son yıllarda meydana gelen orta büyüklükteki sarsıntıların enerji boşalmasına işaret etmediğini belirtti. Demirtaş, söz konusu depremleri olası büyük Marmara depremine ilerleyen uzun süreli sürecin parçaları olarak değerlendirdi.
Demirtaş, 2011’deki 5,1, 2012’deki 5,2, 2019’daki 5,8, 23 Nisan 2025’teki 6,2 ve 2 Ekim 2025’teki 5,0 büyüklüğündeki depremleri aynı zincirin halkaları arasında gösterdi. Ayrıca 18-21 Ağustos 2026 arasında Adalar-Çınarcık Çukurluğu çevresinde 191 mikrodeprem kaydedildiğini, 17 Ağustos 1999 ile 21 Ağustos 2026 arasında Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun kuzey kolunda büyüklükleri 1 ile 6,3 arasında değişen 4 bin 371 deprem meydana geldiğini aktardı. Demirtaş’a göre bu hareketlilik tek tek olaylar olarak değil, bir bütün halinde incelenmeli.
Demirtaş, “Marmara’da krip var, 6,5’tan daha büyük deprem olmaz, enerji bu şekilde boşalıyor” şeklindeki değerlendirmelerin kabul edilemeyeceğini savunarak, söz konusu sarsıntıların büyük Marmara depreminin hazırlık evresine işaret ettiğini ileri sürdü.
Fayın kesimleri farklı davranıyor
Öte yandan son araştırmalar, Ana Marmara Fayı’nın tüm kesimlerinde aynı mekanizmanın işlemediğini ortaya koyuyor. Temmuz 2026’da Journal of Geophysical Research: Solid Earth dergisinde yayımlanan çalışmaya göre fayın bazı bölümleri yavaş ve sessiz biçimde hareket ederken, bazı segmentler kilitli kalıyor.
Araştırmada, Orta Marmara’da yeraltından yükselen akışkanların fay üzerindeki sürtünmeyi azaltarak sessiz hareketi kolaylaştırdığı belirtildi. İstanbul’un güneyindeki doğu kesimde ise aynı mekanizmanın görülmediği ve fayın gerilim biriktirmeyi sürdürdüğü kaydedildi. Çalışma, kilitli segmentteki birikimin yaklaşık 7 büyüklüğünde deprem potansiyeliyle uyumlu olduğunu ortaya koydu.
Sismik hareketlilik doğuya yöneliyor
2026’da Science dergisinde yayımlanan başka bir araştırmada da son 15 yıldaki deprem hareketliliğinin doğuya, İstanbul yönüne doğru ilerlediği belirtildi. Araştırmacılar, 5’ten büyük depremlerin zaman içinde doğuya kaydığını ve 23 Nisan 2025’te meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki sarsıntının bu sürecin önemli halkalarından biri olduğunu bildirdi.
Bilim insanları, son sismik hareketliliğin İstanbul’un güneyinde bulunan ve kilitli olduğu düşünülen Prens Adaları segmentine yaklaştığına dikkat çekiyor. Bu kesimin yaklaşık 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyelini koruduğu değerlendiriliyor.




