Cennette Açlık ve Çıplaklık Yok, Şeytan Düşmanımızdır

Cennette açlık, susuzluk ve çıplaklık yoktur. Şeytan, cennetten uzaklaşmanın düşmanıdır.

“Cennette açlık, çıplaklık, susuzluk ve güneşin sıcaklığı yoktur.” (Taha: 118-119)

Cennette, insanın temel ihtiyaçları olan açlık, çıplaklık, susuzluk ve güneşin yakıcı sıcaklığı gibi sıkıntılar bulunmamaktadır. Hiçbir dert ve mahrumiyet yoktur. Bu huzurlu ortamda, Rabbimiz insanları düşmanları hakkında uyarmaktadır. Bu uyarılar yalnızca Adem ve Havva için değil, günümüzde yaşayan tüm insanlara yöneliktir. Rabbimiz, “Ey kullarım, Şeytan sizin açık düşmanınızdır. Onu iyi tanıyın ve onun vesveselerine kulak vermeyin. Unutmayın ki o, saptırdıklarını cehenneme çağırır” demektedir.

Atamız Adem ve annemiz Havva, cennetteyken Şeytan tarafından saptırılmaya çalışılmıştır. Bizler ise cennette değiliz ama cennet yolundayız. Şeytan, Adem ve Havva’yı cennetten uzaklaştırma çabası içindeydi ve bugün de aynı şekilde bizleri cennetten saptırmak istemektedir. İblis’in görevi sona ermemiştir; onun saptırma misyonu, geçmişte olduğu gibi günümüzde de devam etmektedir. Bugün, Adem ve Havva’nın çocukları olarak bizler de bu tehlikeyle karşı karşıyayız.

Rabbimizin bu âyetleri, bizlere yönelik birer uyarıdır. “Ey kullarım, aklınızı başınıza alın ve düşmanınızı iyi tanıyın. Şeytanın aldatmalarına kapılmayın, Rabb’inize razı olarak cennete gitmenin yolunu arayın” demektedir. Cennetteki nimetler, yeme, içme, giyinme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarla sınırlı kalmamaktadır. Bu, cennette hiçbir çaba harcamadan bu nimetlerin lütfedileceğini göstermektedir. Ancak, eğer şeytanın aldatmalarına kapılırsanız, bu nimetlerden mahrum kalacaksınız.

Râzî, bu iki ayette insan hayatının devamı için gerekli olan dört temel ihtiyacın (yemek, giyinmek, içmek ve barınmak) belirtildiğini ifade eder. Açlık ve çıplaklık, içsel ve dışsal eksiklikler olarak tanımlanmıştır. Allah, Hz. Adem’e cennette bu eksikliklerin giderildiğini müjdelemiştir. Susuzluk, içsel bir rahatsızlıkken; güneşin sıcaklığı ise dışsal bir etkidir. Râzî, cennette güneşin yakıcı sıcağının olmadığını, çünkü cennet ışığının Arş’ın nurundan kaynaklandığını belirtir. Dünyada insanı rahatsız eden o kızgın güneşin etkisi cennette hissedilmeyecektir.

Râzî, bu ayetlerin Hz. Adem’e bir uyarı niteliğinde olduğunu vurgular. Allah, bu nimetleri sayarak, “Eğer şeytana uyar ve bu mekândan çıkarsan, bu dört rahatlığın zıddı olan dört meşakkatle (açlık, çıplaklık, susuzluk ve sıcaklık) karşılaşacaksın” demektedir. Bu, “Nimetin kadrini bilmek, ancak onun zıddının tasviriyle mümkündür” prensibine bir örnek teşkil etmektedir. İnsan için en temel ihtiyaç gıda, ardından ise örtünme gelir. Râzî, ayetin dizilişinin insan fıtratındaki öncelik sırasına uygun olduğunu belirtir.

Sonuç olarak, Râzî bu ayetleri yorumlarken, cennetin sadece ruhani bir mekan değil, bedensel tüm acı ve ihtiyaçlardan arındırılmış bir huzur yurdu olduğunu aklî delillerle ortaya koymaktadır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu