Zeytinyağında yeni vergi ihracat dengelerini değiştiriyor

Zeytinyağında yeni vergi, Türk ihracatçısının ABD pazarındaki planlarını etkiliyor. Sektör, iç tüketim ve markalı ihracatla büyümeyi hedefliyor.

Türkiye, zeytin ve zeytinyağı üretiminde dünya çapında öne çıkan ülkeler arasında bulunuyor. Ancak yüksek rekolte yıllarında ortaya çıkan arz fazlasının nasıl değerlendirileceği, sektörün en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, ülkede kayıtlı yaklaşık 210 milyon zeytin ağacı bulunduğunu ve verimli sezonlarda toplam üretimin 3 milyon tonun üzerine çıkabildiğini belirtti.

Önceki yüksek rekolte döneminde üretimin yaklaşık 3 milyon 300 bin tona ulaştığını aktaran Yıldız, bunun 600-700 bin tonluk bölümünün sofralık zeytine ayrıldığını söyledi. Kalan miktardan ise yaklaşık 500 bin ton zeytinyağı elde edilebildiğini ifade etti.

Yıldız’a göre bu üretim kapasitesi Türkiye için önemli bir avantaj sağlıyor. Buna karşın, yüksek üretim dönemlerinde ürünün yalnızca dış pazarlara yönlendirilmesi yeterli değil. İç tüketimin de artırılması, üretim ile tüketim arasındaki dengenin güçlendirilmesi gerekiyor.

Türkiye’nin zeytinyağı üretiminde dünyada ilk üç ülke arasında bulunduğunu hatırlatan Yıldız, ihracat kanallarının açık tutulması ve yurt içindeki tüketimin geliştirilmesi halinde sektörün büyümesini sürdürebileceğini dile getirdi. Üretimdeki seviyenin kalıcı hale gelmesi için tüketim alışkanlıklarının da aynı doğrultuda ilerlemesi gerektiğini vurguladı.

ABD vergisi ihracat planlarını gündeme taşıdı

Sektörün yakından izlediği gelişmelerden biri de ABD’nin Türkiye’den ithal edilen ürünlere uyguladığı yüzde 12,5’lik ek vergi oldu. Yıldız, zeytinyağında yeni vergi kararının ihracatçıların mevcut ticaret planlarını gözden geçirmesine neden olabileceğini belirtti.

İhracatın maliyetleri ve destek mekanizmaları konusunda ilgili bakanlıklarla görüşmelerin sürdüğünü aktaran Yıldız, Avrupa’nın Türkiye açısından en önemli zeytinyağı pazarlarından biri olduğunu söyledi. Avrupa’daki fon ve uygulamaların Türk üretici ile ihracatçının hareket alanını etkilediğini belirten Yıldız, ABD’deki yeni vergi düzenlemesinin de mevcut anlaşmalar ve pazar stratejileri üzerinde değişiklik gerektirebileceğini ifade etti.

ABD’nin yüksek miktarda yağ ithal eden önemli bir pazar olduğuna dikkat çeken Yıldız, yüzde 12,5’lik oranın sektörde bazı sorunlara yol açabileceğini ancak etkinin yönetilebilir seviyede kalmasını beklediklerini söyledi. Kararın beklenmedik olduğunu belirten Yıldız, ihracatçıların yeni koşullara kısa sürede uyum sağlayabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Rekabette kalite ve marka belirleyici olacak

Türkiye’nin Fas, Tunus, Cezayir ve Suriye gibi Akdeniz havzasındaki üretici ülkelerle birlikte küresel pazarda güçlü bir potansiyele sahip olduğunu belirten Yıldız, kalıcı rekabet avantajının yalnızca üretim miktarıyla sağlanamayacağını kaydetti.

Uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konum için kalite, lezzet ve markalaşmanın öne çıkarılması gerektiğini ifade eden Yıldız, Türkiye’nin bu alanlarda elde edeceği ilerlemenin ürünlerin katma değerini artıracağını söyledi. Üreticinin yanı sıra ihracatçının da desteklenmesinin sektörün gelişimi açısından önemli olduğunu vurguladı.

Yıldız, kamu kurumlarıyla üretim, tesis, ekipman ve yatırım başlıklarında istişarelerin sürdüğünü belirterek, desteklerin doğru yatırımlara yönlendirilmesi halinde sektörün daha sağlam bir yapıya kavuşacağını dile getirdi.

Markalı ürünlerin ihracattaki payının yükseltilmesi gerektiğine de işaret eden Yıldız, Turquality marka destek programının dünya pazarlarına açılmak isteyen ihracatçılar için önemli bir fırsat sunduğunu söyledi. Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağında büyümeyi sürdürdüğünü belirten Yıldız, bu büyümenin yalnızca ihracata değil, yurt içindeki tüketim artışına da dayanması gerektiğini ifade etti.

Yıldız, zeytinyağının günlük tüketimde daha fazla yer almasının üretim-tüketim dengesine katkı sağlayacağını belirterek, iç tüketimin artırılmasına önce hanelerden başlanması gerektiğini kaydetti.

Türkiye’nin üretim gücünü ihracat, markalaşma ve iç tüketimle desteklemesi gerektiğine ilişkin değerlendirmeler, önümüzdeki dönemde sektörde yalnızca miktarın değil, katma değer yaratma ve pazar çeşitliliğinin de belirleyici olacağını gösteriyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu