Balın Farklı Türleri ve Sağlık Üzerindeki Etkileri

Bal, farklı türleriyle sağlık açısından birçok fayda sunuyor. Hangi bal neye iyi gelir? İşte detaylar.

Arıların çeşitli çiçeklerden topladığı nektar ile oluşan bal, coğrafi özelliklere göre değişen içerikleri ve sağlık üzerindeki etkileriyle dikkat çeken bir besin kaynağıdır. Çam, kestane, lavanta ve kekik gibi farklı bal çeşitleri, renkleri, aromaları ve sağlık yararlarıyla birbirinden ayrılmaktadır.

Yüzyıllardır sofralarda yer alan bal, doğanın zenginliğini ve arıların çalışkanlığını yansıtarak, birçok kişi için enerji kaynağı, mideyi rahatlatma ve bağışıklık sistemini destekleme amacıyla tercih edilmektedir. Ancak balın sağladığı faydalar, türüne göre değişiklik göstermektedir. Türkiye’nin zengin bitki örtüsü, bu çeşitliliği en iyi şekilde ortaya koymaktadır. Her bölge, kendine özgü özelliklere sahip ballarla öne çıkmaktadır. Bazı ballar yoğun aromasıyla, bazıları ise hafif tadı ve içeriğiyle tercih edilmektedir. Düzce Üniversitesi Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Meral Kekeçoğlu, balın doğadan sofraya uzanan bu yolculuğundaki faydalarını detaylandırdı.

“Şifa amaçlı tüketilen balların başında genellikle monofloral ballar gelir. Örneğin, kestane balı, özellikle Karadeniz bölgesinde üretilen, az miktarda bulunmasına rağmen diğer ballara göre daha pahalı bir baldır. Yüksek fenolik bileşen içeriği sayesinde antioksidan ve antikanserojenik özellikler taşır.”

Düzce Üniversitesi Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Meral Kekeçoğlu

Bal çeşitleri, monofloral ve polifloral olarak iki gruba ayrılmaktadır. Monofloral ballar, tek bir çiçekten elde edilen ballardır. Örneğin, kestane balı, arıların nektarını kestaneden toplamasıyla oluşur. Türk Gıda Kodeksi’ne göre, eğer balın içinde %70 oranında kestane poleni varsa, bu bal kestane balı olarak adlandırılır. Bu oran her bal türünde farklılık göstermektedir. Narenciye, biberiye ve kekik gibi birçok bal çeşidinde polen oranları değişkenlik göstermektedir. Burada belirleyici olan, arının nektarı hangi bitkiden aldığıdır. Prof. Dr. Kekeçoğlu, “Türk Gıda Kodeksi kriterlerine göre, monofloral bal ifadesinde, arının ağırlıklı olarak hangi bitkiden beslendiğine bakıyoruz. Kestane balı, akasya balı, narenciye balı, kekik balı gibi terimler kullanabiliyoruz” şeklinde açıklama yaptı. Bu kriterleri karşılamayan ve birden fazla çiçeğin nektarını içeren ballar ise polifloral olarak adlandırılmaktadır. Günlük hayatta sıkça karşılaşılan “karışık çiçek balı” veya “yayla balı” ifadeleri, bu gruptaki ballar için geçerlidir.

Balın şifa kaynağı olarak bilinmesi, içeriğindeki doğal bileşenlerden kaynaklanmaktadır. Hangi balın hangi rahatsızlıklara iyi geldiği konusunda Prof. Dr. Kekeçoğlu, şu bilgileri verdi: “Monofloral ballar genellikle şifa amaçlı tüketilmektedir. Kestane balı, yüksek fenolik bileşen içeriği sayesinde antioksidan ve kalp sağlığına olumlu etkiler sunmaktadır. Ayrıca antibakteriyel özellikleri de bulunmaktadır.” Kestane balının yanı sıra, orman gülü balı (deli bal) da dikkat çekmektedir. Bu bal, tansiyon düşürücü etkisi ile bilinse de yanlış kullanımı halinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Prof. Dr. Kekeçoğlu, “Kestane balı çoğu zaman orman gülü balıyla karıştırılmaktadır. Bu iki bal farklıdır; orman gülü balı, sadece ormanlarda yetişen özel bir çiçekten elde edilir ve dikkatli kullanılmalıdır” dedi.

Kekik balı, ağız enfeksiyonlarına ve idrar yolu rahatsızlıklarına iyi gelirken, meşe balı kansızlığa, sedir balı ise antiseptik özelliklere sahiptir.

Monofloral ballar arasında salgı balları da önemli bir yere sahiptir. Çam, sedir ve meşe balları bu grupta yer almaktadır. Prof. Dr. Kekeçoğlu, bu balların özelliklerini şu şekilde açıkladı: “Çam, sedir ve meşe balları bağışıklık sistemini düzenler, solunum yolu hastalıklarında balgam söktürücü etkisi vardır. Ayrıca mide rahatsızlıklarına da fayda sağlar.” Karaçalı ve geven balının böbrek ve idrar yollarına iyi geldiğini belirten Kekeçoğlu, diğer bal türlerinin sağlık üzerindeki etkilerini de vurguladı: “Kekik balı, ağız enfeksiyonları ve idrar yolu rahatsızlıklarına iyi gelirken, meşe balı kansızlığa, sedir balı ise antiseptik özelliklere sahiptir. Balların sağlık üzerindeki faydaları saymakla bitmiyor; içerdikleri fenolikler ve flavonoidler sayesinde antiseptik, antibakteriyel ve kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu özellikler taşımaktadırlar.”

Bal tüketimiyle ilgili en sık dile getirilen endişelerden biri, tatlı olmaları nedeniyle diyabet hastalarında kan şekerini yükseltme riskidir. Prof. Dr. Kekeçoğlu, bu konuda şu açıklamayı yaptı: “Bal denilince insanların aklına tatlı gelmektedir. Diyabet hastaları, şekerin yükselebileceğinden endişe ediyor. Ancak bazı ballar, özellikle salgı balları, glisemik indeksi düşük olan ballardır. Çam, kestane, akasya ve ıhlamur balları, insülini dengeleyerek kan şekerini daha yavaş yükseltir. Ancak ham bal olmasına dikkat edilmelidir.”

Balın türü kadar tüketim şekli de önemlidir. Petek bal mı yoksa süzme bal mı daha güvenlidir? Bu sıkça tartışılan bir soru üzerine Prof. Dr. Kekeçoğlu, “Kara kovan balı, tamamen arı tarafından örülen peteklerden elde edilen baldır ve nadir bulunur. Modern kovanlarda genellikle hazır petek sistemi kullanılmaktadır. Hazır petekler arı tarafından doldurulmakta, bu da kalıntı riskini artırmaktadır. Bu nedenle süzme bal daha güvenilir bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Ancak doğru üretilmiş ve arıların kendi ördüğü peteklerden elde edilen balın faydaları da oldukça fazladır. Peteğin karaciğer hastalıklarına karşı önemli etkileri bulunmaktadır.”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu