İstanbul’da ‘Asr-ı Saadet’ten Günümüze’ Sergisi Açıldı

‘Asr-ı Saadet’ten Günümüze’ sergisi, İslam tarihini geleneksel sanatla buluşturuyor.

İstanbul’da, öğretim görevlisi ve sanatçı Dr. Kifayet Özkul’un hazırladığı ‘Asr-ı Saadet’ten Günümüze’ sergisi, İslam tarihinin ve medeniyetinin önemli olaylarını, kişiliklerini ve sembollerini geleneksel sanat perspektifiyle ele alıyor. Sergide, Hz. Muhammed’in 23 yıllık risalet dönemi, çini ve seramik sanatının ifade olanaklarıyla sembolik anlatımlar ve özgün tasarım dili eşliğinde yorumlanıyor.

Özkul, serginin oluşum süreci ve sanat anlayışı hakkında bilgi verdi. Projenin temelinde sevginin yattığını vurgulayan sanatçı, sanatın farklı biçimlerde ortaya çıkabileceğini ancak kendi çalışmalarını inanç ve yaşam anlayışı doğrultusunda şekillendirdiğini ifade etti. Türk kültürü ve İslam ahlakı üzerine eserler üreten Özkul, Hz. Muhammed’i anlatma düşüncesinin zamanla olgunlaştığını ve Kovid-19 salgını döneminde bu serginin ilk adımını attığını belirtti.

Serginin odak noktasında ‘Asr-ı Saadet’ dönemi yer alıyor. Özkul, bu dönemi anlatırken, ‘İlahi huzura gidip Rabb’im bana, ‘Kifayet, sana verdiğim yazılım ve donanımla ne yaptın?’ diye sorunca, ne demek istiyorsam o yolda gitmem gerektiğini düşündüm. Bu niyetle, ‘Ya Rabb’i, verdiğin yetenekle en sevdiğini anlatmaya çalıştım, şahit ol.’ demek istedim. Başlangıçta 63 eser hedeflemiştim, ancak 23 eserde kaldım. Bir arkadaşım, bu sayının Hz. Peygamber’in risalet sürecini sembolize ettiğini söyledi. Sonrasında iki eser daha ekleyerek toplamda 25 eserle sergiyi tamamladım.’ dedi.

Dr. Kifayet Özkul, sergide hilye-i şerif, mühür ve ism-i şerif üzerine farklı disiplinlerde eserlerin bulunduğunu belirterek, ‘Burada ilk kez doğum işaretlerinden ayak izine kadar Hz. Peygamber’in hayatında yer alan kıymetli noktaları çıkarıp tasarlamaya çalıştım. Böylece de ilk defa doğum ve ebedi alem arası hayat döngüsünü anlatan bir koleksiyon seçkisi ortaya çıkmış oldu. Yani karşımızda Hz. Peygamber’in hayat döngüsünü anlatan manevi bir çalışma var. Bu ‘manevi’ sergimizde, hurma ve gül suyu ikram ederek ziyaretçilerimize kapılarımızı açtık.’ şeklinde konuştu.

Serginin ‘az renk, çok detay’ üslubuyla şekillendiğini ifade eden sanatçı, ‘Az renk, çok detay’, karmaşadan uzak olup yakınlıkta anlam arayışına yönlendirmeyi anlatıyor. Serginin temel rengi siyah ve çalışmaların odağında bu var. Bilindiği üzere Hz. Muhammed’in nurunun rengi ve Ukab sancağı siyahtır. Ayrıca ‘Karanlıktan sonra aydınlık gelir.’ hadisi de sergide bu rengi kullanmamda önemli bir etken oldu.’ dedi.

Özkul, sanatın temel vazifesinin ‘gelenek ve köklere dönmek’ olduğunu belirterek, ‘Gelenekler, ahlak ve töre, kasıtlı bir şekilde yok ediliyor. Teknolojinin zirveye ulaştığı medeniyetler hep kendi kıyametlerinde yıkılmışlardır. Ben de böylesi bir zaman diliminde eserler ortaya koymak istedim. Geleneksel sanatların bu noktada önemli bir rol ve imkana sahip olduğuna inanıyorum. Rönesans’ın sanatımıza atılmış bir kazık olarak hırsızlıktan öteye gidemediğini düşünüyorum. Batı medeniyeti ne yaparsa yapsın, köklerden gelen yazılım, geleneksel olanla kendini yine tekrar edecektir. Bu noktada bize düşen ata yadigarı değerlere sahip çıkmaktır.’ ifadelerini kullandı.

‘Asr-ı Saadet’ten Günümüze’ sergisi, Türk çini sanatındaki önemli yöntemlerden sır altı çini tekniğiyle grafik sanatının tasarım ilkelerini bir araya getiriyor ve 30 Haziran’a kadar ziyaret edilebilecek.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu