Nasır Kandil: İran’ın Üç Aşamalı Planı ve Netanyahu’nun Krizi
Nasır Kandil, İran’ın üç aşamalı planını ve Netanyahu’nun siyasi krizini değerlendirdi.
İslami Analiz / Haber Merkezi
Lübnan merkezli el-Bina gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Nasır Kandil, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Pakistan, Umman ve Rusya’ya gerçekleştirdiği diplomatik ziyaretlerin ardındaki stratejiyi değerlendirdi. Kandil, İran’ın masaya koyduğu üç aşamalı çözüm planının, direnişin belirlediği koşullara bağlı olarak şekillendiğini ve bu nedenle ABD’nin harekete geçmediğini ifade etti.
Kandil, İran Dışişleri Bakanı’nın gerçekleştirdiği bu ziyaretlerin bir rastlantı olmadığını, aksine ateşkesin geleceğiyle ilgili bir stratejinin ilanı olduğunu belirtti. Bu planın ilk aşaması, İran’ın Lübnan ve Gazze’deki savaşın sona ermesini talep etmesiyle başlıyor. Kandil, İran’ın şartlarının, mültecilerin geri dönüşü ve yeniden inşa sürecinin başlamasıyla birlikte İsrail’in sınırlarına çekilmesini içerdiğini vurguladı.
“İran, Amerika’nın sorunları diplomatik yollarla çözme gerekliliğini kabul etmesini ve savaş tehdidini ortadan kaldırmasını istiyor. İsrail’e ‘tehdit algıladığında vurma hakkı’ veren anlaşmalar, direniş açısından geçersizdir.”
İkinci aşama, savaşın sona ermesinin ardından Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin ele alınmasını içeriyor. İran, ABD donanmalarının bölgeden çekilmesini ve boğazın güvenliğinin Umman ile ortaklaşa sağlanmasını hedefliyor. Kandil, İran ve Umman’ın, Türkiye’nin Karadeniz boğazlarındaki Montrö benzeri bir düzenleme geliştirebileceğini öne sürdü.
“Uluslararası deniz hukuku ne derse desin, Türkiye’nin uyguladığı sistem gibi, İran ve Umman da Hürmüz Boğazı’nda güvenlik ve hizmet sunarak boğazın kontrolünü ele alabilir.”
Üçüncü aşamada ise, İran nükleer haklarından taviz vermeden Rusya’yı denkleme dahil ediyor. Anlaşma sağlanması durumunda, zenginleştirilmiş uranyumun Rusya’ya emanet edileceği ifade ediliyor. Kandil, ABD’nin anlaşmayı bozması durumunda, bu uranyumun İran’a iade edileceğini belirtti.
“Bu, emperyalizme karşı alınmış en büyük jeopolitik sigortadır.”
Kandil, İsrail siyasetinde son günlerde yaşanan gelişmelere de dikkat çekti. Netanyahu hükümetinin geleceğinin belirsiz olduğunu ve muhalefetin birleştiğini ifade etti. Yeni kurulan partinin, Netanyahu’yu sorumlu tutmak için bağımsız bir soruşturma komitesi kurulmasını talep ettiğini belirtti.
“Bu maddeler, Netanyahu için geri sayımın başlangıcını işaret ediyor. Siyonist varlığın kalbine geri dönecek bir bölünme yaşanıyor ve bu durum iç savaş riskini artırıyor.”
Son olarak, Lübnan İslami Direniş Hareketi Hizbullah’ın sahada güçlü bir konumda olduğunu vurgulayan Kandil, İsrail ordusunun çaresizliğini dile getirdi. Direnişin insan gücü ve istihbarat yeteneklerinin oldukça geliştiğini belirtti.
“Hizbullah, son günlerde önemli sinyaller verdi. İsrail ordusu, Lübnan topraklarında hareket ederken güvenlik hissi taşımıyor. Direniş, düşman derinliklerine ulaşma yeteneğine sahip.”




