NATO-İsrail İlişkileri: Ankara Zirvesi Öncesi Derinlemesine Analiz
NATO Zirvesi öncesinde yayımlanan rapor, NATO-İsrail ilişkilerinin geçmişini ve güncel durumunu ele alıyor.
İslami Analiz / Haber Merkezi
7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde, Direniş Çadırı Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanan “14 Soruda NATO-İsrail İlişkileri” başlıklı kapsamlı bir rapor kamuoyuna sunuldu. Rapor, Türkiye’de genellikle bir güvenlik şemsiyesi olarak algılanan NATO’nun, İsrail ile 31 yıllık derin ve çok yönlü ilişkilerini mercek altına alıyor.
Raporda, NATO-İsrail ilişkilerinin köklerinin ittifakın kuruluşuna kadar uzandığı belirtiliyor. Soğuk Savaş döneminde Arap dünyasını Sovyetler Birliği’nden uzak tutmak amacıyla gizli işbirlikleri olarak yürütülen bu ilişkiler, 1987 yılında ABD’nin İsrail’e “NATO Üyesi Olmayan Ana Müttefik” statüsü vermesiyle yeni bir aşamaya geçti. Bu gelişmeyle birlikte, İsrail sadece bir güvenlik tüketicisi olmaktan çıkıp, NATO için değerli bir güvenlik üreticisi haline geldi.
NATO ile İsrail arasındaki resmi ilişkilerin temeli ise 1994 yılında kurulan Akdeniz Diyaloğu ile atıldı. 2001 yılında Brüksel’de imzalanan Güvenlik Anlaşması ile bu ilişkiler, terörle mücadele ve istihbarat paylaşımı gibi stratejik alanlara yöneldi. 2004 İstanbul Zirvesi, bu ilişkilerin gerçek bir ortaklık haline gelmesini sağladı ve İsrail’in NATO için yüksek teknolojili bir ortak konumuna gelmesinde önemli bir rol oynadı.
2016 yılında yaşanan gelişmeler ise ilişkilerin bürokratik zirveye ulaşmasını sağladı. Türkiye’nin vetosunu kaldırmasının ardından İsrail, Brüksel’deki NATO merkez karargahında daimi bir temsilcilik açarak ilk büyükelçisini atadı ve böylece NATO’nun karar alma süreçlerine entegre oldu. Raporda, dönemin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “İsrail NATO’dur. Biz Batı’yız. Biz aynıyız” sözleriyle bu entegrasyonun önemine vurgu yapılıyor.
Rapor, güncel gelişmelere de ışık tutarak 7 Ekim Aksa Tufanı operasyonu sonrası NATO’nun tutumunu eleştiriyor. Operasyondan sadece 5 gün sonra NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in İsrail Savunma Bakanı ile görüşerek “İsrail yalnız değildir!” mesajı vermesi ve müttefiklerin İsrail’e pratik destek sağlaması dikkat çekiyor. Ayrıca, NATO’nun İsrail’in 80 yıllık işgal politikalarını bugüne kadar kınamadığı da vurgulanıyor.
Askeri kayıtlara göre, İsrail, 2002 yılından bu yana NATO’nun çeşitli deniz güvenliği operasyonlarında aktif rol oynamış ve birçok NATO tatbikatına katılmıştır. Rapor, NATO’nun işbirliği girişimlerinin İbrahim Anlaşmaları için kurumsal ve psikolojik bir zemin oluşturduğunu ve Arap ülkeleri ile İsrail’i aynı güvenlik ekosisteminde buluşturduğunu belirtiyor.
Tüm bu derinleşmiş ilişkilere rağmen, raporda İsrail’in neden hala NATO’ya resmi üye olmadığı sorusuna çarpıcı bir yanıt veriliyor: “Bu, stratejik bir tercihtir. İsrail, ‘ortak’ statüsüyle NATO’dan istediği her hizmeti almakta ama NATO’ya üye olmanın getireceği yükümlülükleri ve sınırlılıkları taşımamaktadır.” Bu durum, raporda NATO+1 konsepti olarak tanımlanıyor.
Sonuç bölümünde, Siyonist işgal rejiminin eylemlerine tarihi ve askeri destek vermekle suçlanan NATO’nun eleştirildiği raporda, kamuoyuna tarihi bir sorumluluk hatırlatılıyor. Direniş Çadırı, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde “Soykırımın müttefiklerine hayır!” diyerek sivil toplumu ve halkı “NATO’ya Hayır!” demeye davet ediyor.
Raporun tamamını aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.




