Nöbet Görevi İçin Emsal Karar: Sendika Eylemine Ceza
AYM, sendika kararıyla nöbet görevine katılmayan öğretmenlere verilen uyarma cezalarının sendika hakkını ihlal etmediğine hükmetti.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, sendika kararı doğrultusunda nöbet görevine katılmayan öğretmenlere verilen disiplin cezalarına ilişkin bireysel başvuruyu karara bağladı. Mahkeme, uygulanan uyarma cezalarının sendika hakkını ihlal etmediğine hükmetti. Karar, oyçokluğuyla alındı.
Başvuruya konu olay, 2015 yılında sendikaların nöbet ücreti talebiyle üyelerine nöbet görevini yerine getirmeme çağrısı yapmasıyla başladı. Nisan ve haziran ayları arasındaki dönemde başvurucular, 7 ila 11 gün boyunca nöbet görevine katılmadı. Bunun üzerine idare, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ilgili hükümleri kapsamında öğretmenlere uyarma cezası verdi.
Öğretmenlerin açtığı davalar idare mahkemelerince reddedildi. Bu kararların istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmesinin ardından konu Anayasa Mahkemesi’ne taşındı.
Tarafların değerlendirmeleri
Başvurucular, sendika kararına uyarak hareket ettiklerini ve eylemin toplu sözleşme süreciyle bağlantılı olduğunu savundu. Sendikal faaliyet nedeniyle disiplin cezası verilmesinin örgütlenme özgürlüğüne ve sendika hakkına müdahale oluşturduğunu ileri sürdü.
İdare ise sendikal hakların sınırsız olmadığını belirtti. Öğrencilerin eğitim ve güvenlik hakkı ile kamu hizmetinin sürekliliğinin korunması gerektiğini vurgulayan idare, nöbet görevinin aksatılmasının bu alanlarda sorun yaratabileceğini ifade etti. Ayrıca uygulanan uyarma cezasının mümkün olan en hafif disiplin yaptırımı olduğu savunuldu.
AYM’nin gerekçesi
Mahkeme, disiplin cezalarının sendika hakkına müdahale oluşturduğunu kabul etti. Bununla birlikte, çalışanların ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumaya yönelik toplu eylem ve iş bırakma faaliyetlerinin Anayasa’nın 51. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
AYM’ye göre müdahale kanuni bir temele dayanıyordu ve kamu hizmetinin düzenli yürütülmesi ile öğrencilerin güvenliğinin sağlanması gibi meşru amaçlar taşıyordu. Mahkeme, yaptırımın ölçülü olup olmadığını değerlendirirken nöbet görevinin yalnızca idari bir sorumluluk olmadığını vurguladı.
Kararda, nöbet hizmetinin öğrencilerin güvenliği, okul düzeni ve eğitim hakkı bakımından önemli bir işlev üstlendiği ifade edildi. Kamu hizmetini fiilen aksatacak veya durma noktasına getirecek eylemlerin demokratik toplum düzeninde her durumda koruma göremeyeceği kaydedildi.
AYM ayrıca eylemin dayandığı talebin niteliğine dikkat çekti. Mevcut bir hakkın kaldırılmasına karşı yapılan eylemlerle yeni bir mali hakkın, yani nöbet ücretinin tanınması talebi arasında ayrım yapılması gerektiğini belirtti. Mahkemeye göre bu tür yeni hak taleplerinin esas olarak müzakere ve toplu sözleşme süreçlerinde ele alınması gerekiyor.
Başvurucuların nöbet görevine kısa süreli ve tek seferlik değil, tekrarlayan biçimde katılmadığına da işaret eden Mahkeme, bu durumun kamu hizmetinin sürekliliği açısından dikkate alınması gerektiği sonucuna vardı.
İdarenin ağır bir yaptırım yerine uyarma cezası uygulaması da ölçülülük değerlendirmesinde etkili oldu. Kararda ayrıca sendikal taleplerin sonraki toplu sözleşme sürecinde kısmen karşılandığı belirtildi.
Kararın kapsamı
AYM Genel Kurulu, tüm bu değerlendirmeler sonucunda başvurucuların Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edilmediğine karar verdi. 2016/11319 numaralı başvuruya ilişkin kararın tarihi 5 Eylül 2024 olarak açıklandı.
Karar, sendikal eylem özgürlüğünün mutlak bir koruma sağlamadığını; kamu hizmetinin sürekliliği, öğrencilerin güvenliği ve eğitim hakkı gibi kamusal yararlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu. Bu çerçevede nöbet görevi gibi kamu hizmetinin devamlılığı açısından önem taşıyan görevlerin, sendikal eylem gerekçesiyle tekrarlanan biçimde aksatılması disiplin yaptırımına konu olabilecek.




