Yemen’de çatışmalar kızıştı: Bir haftada 500 ölü

Yemen’de çatışmalar yeniden şiddetlenirken son bir haftada yaklaşık 500 kişi öldü. BM, ülkenin geniş çaplı savaşa sürüklenebileceği uyarısı yaptı.

Yemen’de Husiler ile Suudi Arabistan tarafından desteklenen ve uluslararası alanda tanınan hükümet güçleri arasındaki ateşkesin bozulabileceğine ilişkin endişeler artıyor. Ülkenin kuzeybatısında savaş uçaklarının yeniden görülmesi, yıllardır süren insani krizin ortasında yaşayan sivillerin kaygılarını derinleştirdi.

El Mahrabah Mülteci Kampı’nda kalan aileler, yetersiz beslenme ve sağlık hizmetlerine erişim sorunlarıyla mücadele ediyor. Dünya Gıda Programı’nın aylardır Husi kontrolündeki bölgelere yardım ulaştıramadığı belirtilirken, İnsan Hakları İzleme Örgütü de Husi yetkililerinin insani yardım kuruluşlarının ofislerine baskın düzenlediğini ve çok sayıda Birleşmiş Milletler ile sivil toplum kuruluşu çalışanını gözaltına aldığını bildirdi. Yardım kuruluşları, çatışmaların Hudeyde gibi kritik limanlardaki faaliyetleri aksatmasından ve milyonlarca kişiye ulaştırılan desteğin tehlikeye girmesinden endişe ediyor.

Kampta 12 yıldır ailesiyle yaşayan Amina Mohammed Mansour Razihi, bulabildiği un ve yağı kullanarak odun ateşinde ekmek yapıyor. Günde yalnızca bir öğün yemek yediklerini söyleyen Razihi, kampta su ve elektriğin bulunmadığını, barınakların da yaşamaya elverişli olmadığını belirtiyor. Üç kez yerinden edilen aile, savaş uçaklarının sesini duyduğunda çadırda birbirine sarılarak bekliyor. Razihi, kaçacak ya da saklanacak güvenli bir yerleri olmadığını ifade ediyor.

Suudi Arabistan sınırına yakın, hükümetin kontrolündeki bölgelere birkaç kilometre mesafede bulunan kampta binlerce kişi yaşıyor. Burada doğan çocuklar, çoğu zaman yırtık kıyafetlerle ve çıplak ayaklarla tozlu yollarda dolaşıyor. Kamptaki bir başka sığınmacı Ali Muhammed Humaisi ise sekiz yıldır kamışlardan yapılmış derme çatma bir barınakta kalıyor.

Humaisi, ailesini ziyaret etmek için köyünden ayrıldığı sırada Suudi Arabistan destekli hükümet güçlerinin Haccah vilayetinin Hiran bölgesinde başlattığı operasyon nedeniyle cephe hattının diğer tarafında mahsur kaldı. Sekiz aydır eşi, dört kızı ve oğluyla iletişim kuramadığını anlatan Humaisi, telefon ve iletişim imkânlarının yetersiz olması nedeniyle ailesine ulaşamadığını söyledi. Son görüşmelerinde birlikte ağladıklarını belirten Humaisi, savaşın yeniden bir araya gelmelerini imkânsızlaştırdığını ifade etti.

Humaisi, kuşatma sırasında çocuklarının haftalarca aç kaldığını öğrendiğinde sinir krizi geçirdiğini de anlattı. 2022’de ateşkes ilan edilmesinin ardından dahi köyüne giden yolun kapalı kaldığını, bu nedenle babası, kardeşi ve yeğenleriyle birlikte kampta mahsur kaldığını söyledi.

Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne yaptığı açıklamada, Yemen’in yeniden kapsamlı bir savaşa sürüklenme riskinin son dönemde en yüksek seviyeye ulaştığını bildirdi. Son bir haftada başlayan çatışmalarda yaklaşık 500 kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

BM, Husiler tarafından fırlatılan füzelerin sivilleri öldürdüğünü ve yaraladığını, füzelerden birinin Marib Valiliği’ndeki bir mülteci kampının yakınına düştüğünü açıkladı. Grundberg, farklı cephelerdeki saldırıların çatışmaları yoğunlaştırdığını ve savaşın yayılma ihtimalini artırdığını söyledi. Yemen’in 10 yılı aşkın süredir savaşın etkisi altında olduğunu hatırlatan BM yetkilisi, büyük ölçekli çatışmaların siviller açısından ağır sonuçlar doğuracağı ve siyasi çözümü daha da zorlaştıracağı uyarısında bulundu.

Suudi Arabistan ise kendi topraklarındaki saldırılara karşılık olarak Yemen’in çeşitli bölgelerine hava operasyonları düzenledi. Riyad yönetimi, ülkenin güneyindeki sivil ve ekonomik alanlara yönelik Husi saldırılarında kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu en az 73 kişinin yaralandığını açıkladı. Suudi Dışişleri Bakanlığı, saldırılara müsamaha gösterilmeyeceğini ve ülkenin egemenliği ile güvenliğini korumak için gerekli adımların atılacağını duyurdu.

Suudi yetkililer, Abha, Hamis Muşayt, Cizan ve Necran kentlerine yönelik saldırıları tehlikeli bir tırmanış olarak nitelendirdi. Yemen hükümeti de Marib’de balistik füze ve insansız hava aracı saldırıları nedeniyle sivil ve askeri kayıplar yaşandığını, önemli hasar meydana geldiğini bildirdi. Husi güçlerinin stratejik öneme sahip Kızıldeniz limanı Muha’nın kontrolünü ele geçirdiği de aktarıldı.

Muha Limanı Müdürü Abdullah Şerabi, limanda demirli ticari gemilerin vurulduğunu, altyapının yanı sıra lojistik tesislerin, personel konaklama alanlarının ve operasyon merkezlerinin önemli bölümünün yıkıldığını söyledi. Husiler ise sivil tesisleri hedef aldıkları iddiasını reddederek saldırının Suudi Arabistan’a ait bir askeri çıkarma gemisi ile ona eşlik eden dört askeri bota yönelik olduğunu savundu.

Husilerin Babülmendep Boğazı’nı Suudi gemilerine kapattığı ve Kızıldeniz’deki ticari deniz taşımacılığını hedef aldığı bildirildi. Bu durum, Yanbu’dan Asya pazarlarına uzanan ve Hürmüz Boğazı’na alternatif olarak önem kazanan güzergâhlarda aksamalara yol açtı. Husi yanlısı bir savunma yetkilisi, operasyonların Yemen’e yönelik saldırılar ve abluka nedeniyle düzenlendiğini söyledi.

Yemen ordusunun da Husilere karşı insansız hava araçlarını kullanmaya başladığı, Suudi medyasına yansıyan görüntülerde ise zırhlı araçlarla topçu birliklerinin cephe hatlarına sevk edildiği aktarıldı. İran ile bölgedeki rakipleri arasındaki gerilimin artması halinde Husilerin daha geniş bir çatışmanın parçası olabileceği yönündeki kaygılar da güçleniyor.

Husi yanlısı yetkililer, İran’a yönelik olası bir saldırı durumunda tüm güçleriyle karşılık vereceklerini belirtirken, Suudi askeri uzmanlar ülkenin savaş arayışında olmadığını ancak ulusal güvenliğinin İran tarafından baskı aracı olarak kullanılmasına izin vermeyeceğini ifade etti. Olası bir yanıtın, saldırının kapsamı ve niteliğine göre şekilleneceği kaydedildi.

Yardım kuruluşları ise tırmanan gerilimin en ağır bedelini yine sivillerin ödeyeceği uyarısında bulunuyor. Oxfam’ın Yemen ülke direktörü Ferran Puig, çatışmaların başlamasından sonraki birkaç gün içinde 5 bin 600’den fazla ailenin yerinden edildiğini söyledi. Yemen nüfusunun yaklaşık üçte ikisinin insani yardıma ihtiyaç duyduğunu belirten Puig, binlerce kişinin kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.

El Mahrabah Kampı’na dönen Ali Muhammed Humaisi ise ailesini bir daha görememekten korkuyor. Topçu ateşinin kampın çok yakınına ulaştığını söyleyen Humaisi, açlık, yoksulluk ve kötüleşen barınma koşullarının her geçen gün yaşamı daha da zorlaştırdığını belirtti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu