Rıfk: Allah Her İşte Zarafeti Sever
Rıfk, Müslümanların zarafet ve nezaketle davranmalarını öğütlerken, Hz. Peygamber’in bu konudaki öğretilerini ele alıyor.
Resûlullah (sav) müminlerin ahlaki değerlerini vurgulayarak, “Mümin, ırza, namusa dil uzatan, lânet eden, çirkin işler yapan, edepsiz konuşan kimse değildir.” demiştir. Bu söz, inananların davranışlarının ne denli önemli olduğunu gözler önüne serer.
Abdullah b. Mes’ûd’un rivayet ettiği bir başka hadiste, Resûlullah (sav) “Müslüman’a sövmek fâsıklık (alâmeti), onunla savaşmak ise küfür (alâmeti) dür.” buyurmuştur. Bu ifadeler, Müslümanların birbirlerine karşı olan tutumlarının ne denli önemli olduğunu gösterir.
Hz. Âişe’nin naklettiği bir hadiste ise, Resûlullah (sav) “Ölülere sövmeyin. Çünkü onlar, önden göndermiş olduklarının (amellerinin) karşılıklarına ulaşmışlardır.” diyerek, ölüler hakkında kötü konuşmanın ne kadar yanlış olduğunu belirtmiştir.
Bir gün Medine’de bir grup Yahudi, Hz. Peygamber’in yanına gelerek, “es-Sâmü aleyküm” diyerek ona hakaret ettiler. Hz. Âişe bu duruma tepki göstererek, “Allah’ın lâneti ve gazabı da sizin üzerinize olsun!” dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sav), “Sakin ol ey Âişe! Kibar ve nazik olmalı, kaba davranmaktan ve çirkin konuşmaktan da sakınmalısın.” diyerek ona nazik olmanın önemini hatırlattı.
Peygamberimiz, müminlerin birbirlerine karşı nazik ve saygılı olmalarını öğütlemiş, kaba davranışların insanları incittiğini belirtmiştir. “Mümin bal arısı gibidir. Temiz olanı yer, temiz olanı (balı) üretir, bir çiçeğe konduğunda onu kırıp bozmaz.” diyerek müminin temiz ve nazik olması gerektiğini vurgulamıştır.
Hz. Enes’in ifadeleri, Resûlullah’ın hizmetçilerine ve çocuklara karşı ne kadar anlayışlı ve nazik davrandığını gösterir. “Resûlullah’a on sene hizmet ettim, vallahi bana bir defa bile ‘Of!’ demedi.” demiştir. Bu durum, Peygamberimizin nezaketinin bir örneğidir.
Hz. Peygamber, “Rıfk (zarif davranış) işe güzellik katar, rıfktan (zarafetten) yoksunluk ise, işi kusurlu kılar.” diyerek zarif davranmanın önemini belirtmiştir. “Rıfktan (zarafetten) mahrum olan, hayırdan da mahrum olur.” sözüyle de kaba ve sert tabiatlı insanların hayırsız olduğunu ifade etmiştir.
Hz. Peygamber, “Mümin, ırza, namusa dil uzatan, lânet eden, çirkin işler yapan, edepsiz konuşan kimse değildir.” diyerek müminin ahlakını tanımlamıştır. Kabalık ve edepsizlik, Yüce Allah’ın nefretle karşıladığı davranışlardır. Hz. Peygamber, “Hayâ imandandır, imanın yeri ise cennettir. Kötü konuşmak kabalıktandır. Kabalık (insanları incitmek) ise cehennemdedir.” diyerek bu konudaki hassasiyetini ortaya koymuştur.
Resûlullah (sav), sövgü ve hakaretin ne kadar çirkin olduğunu vurgulayarak, “Birbirine söven iki kişinin günahı, mazlum olan haddi aşmadıkça ilk sövene aittir.” demiştir. Bu söz, hakaret edenin sorumluluğunu ortaya koymaktadır.
Müslüman, sövene karşı söverek alçalmaz. Yunus Emre’nin dediği gibi, “sövene karşı dilsiz” olanı meleklerin müdafaa edeceğine dair Resûlullah’ın müjdesi vardır. Bu nedenle, sövgüye maruz kalan bir Müslüman, sabretmeli ve seviyesini düşürmemelidir.
İslam, insanların bedenlerini, canlarını, manevi şahsiyetlerini ve mallarını koruma altına almıştır. Bu bağlamda, sövgü ve hakaretlere karşı durmak her Müslüman’ın görevidir. Resûlullah (sav), “Bir kimsenin ebeveynine sövmesi büyük günahlardandır.” diyerek bu konudaki hassasiyeti belirtmiştir.
Dinimizde, açıkça haram işleyen bir günahkâra bile hakaret etmek uygun görülmemektedir. Suçlu cezasını çeker ama kendisine hakaret edilemez. Hz. Peygamber, bir defasında içki içen birini cezalandırırken, ona hakaret edilmesini yasaklamıştır.
Ölülere sövmek de kesinlikle yasaklanmıştır. Bu nedenle, ölülerin arkasından kötü konuşmamak ve onları hayırla yâd etmek Müslümanların yaşattığı güzel geleneklerden biridir. Hz. Peygamber, “Ölülere sövmeyin. Çünkü onlar, önden göndermiş olduklarının (amellerinin) karşılıklarına ulaşmışlardır.” diyerek bu konudaki hassasiyeti belirtmiştir.
Hz. Peygamber, Müslüman olan çocuklarını ve akrabalarını üzmemek için kâfir ve müşriklere sövmeyi bile yasaklamıştır. Bu durum, dinin temel değerlerine saygı göstermenin önemini ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak, Hz. Peygamber’in nezaketi, sadece insanları değil, hayvanları, bitkileri ve diğer tüm varlıkları da kapsamaktadır. Rıfk sahibi olan Cenâb-ı Hakk’ın yumuşak ve merhametli davranışlardan hoşnut olduğunu bildiren Resûlullah, hayvanlara da bu şekilde muamele edilmesini istemiştir. İslam, insanların birbirlerine karşı nazik ve saygılı olmalarını öğütlemektedir.




