Firavun’un Askerleri ile Müslümanların Son Mücadelesi
Firavun’un askerleri, Müslümanların peşine düşerken denizden gelen felaketin etkileri anlatılıyor.
Firavun, ordularını toplayarak Müslümanların peşine düştü. Müslümanlar, ata yurtları olan Filistin’e doğru kaçarken, Firavun’un onları takip ettiğinden habersizdi. Ancak, bu süreçte Allah’ın da bir planı vardı ve Firavun bunun farkında değildi.
Olayların gidişatı, yeryüzünde eşi benzeri görülmemiş bir duruma yol açtı. Müslümanlar, önlerinde engin bir deniz, aralarında ise Firavun’un azgın ordularıyla karşı karşıya kaldılar. Korku içinde ne yapacaklarını bilemezken, Hz. Musa (a.s) onları teskin etmeye çalıştı: “Korkmayın, Allah bizimle beraberdir!” dedi.
Hz. Musa’nın asası, bu durumda yeniden önem kazandı. Allah ona, “Asanı denize vur!” diye buyurdu. Hz. Musa, asasını denize vurduğunda, deniz aniden kupkuru yollar açtı. Bu, bir doğal olay değil, Allah’ın müslümanlara olan desteğiyle gerçekleşen bir mucizeydi. İsrâil oğulları, bu açılan yoldan güvenli bir şekilde karşıya geçtiler. Ancak, Firavun ve ordusu da aynı yola girdi.
Hz. Musa, denizde açılan yolu kapatmak istedi ama Allah ona, “Bırak kapatma, ey Musa!” dedi. Çünkü Hz. Musa, geleceği bilmiyordu. O, denizin kapanmasını ve Firavun’un ordusunun yetişememesini istiyordu. Ancak Allah, onların hepsini denizde boğacağını bildirmişti. Bu, büyük iradenin bir kararıydı. Hz. Musa, denizi kapatmadı ve deniz açık kaldı. Firavun, ordusuyla birlikte denizin ortalarına geldiğinde, Allah denizi eski haline getirdi ve Firavun’un ordusu denizin derinliklerine gömüldü. Geride nice saraylar, mülkler ve saltanatlar bırakarak yok oldular.
Hz. Musa ile Firavun arasındaki bu son karşılaşma, bir iman ve küfür mücadelesinin sonucuydu. Allah’ın iradesi galip geldi. Rabbimiz, “Firavunlar asla galip gelemez!” demişti ve bu sözleri bir kez daha doğrulandı. Zalimler yok olurken, özgürlük peşinde koşan Müslümanlar dimdik ayakta kaldılar.
BASAİRUL KUR’AN
Râzî, bu ayetteki önemli noktaları vurguladı. “Denizden onları kaplayan şey” ifadesinin belirsizliği, felaketin büyüklüğünü ve şiddetini anlatmakta. Olayın niteliği, insan hayalinin ötesinde, kelimelerle tarif edilemeyecek kadar büyüktü. Râzî, Firavun’un peşine düşmesiyle kibir ve inat içinde olduğunu belirtirken, mucizevi bir durumu görmesine rağmen, hırsının onu helakine sürüklediğini vurguladı. Denizin boğma eylemi, Allah’ın emriyle gerçekleşti. Hz. Musa için bir kurtuluş yolu olan deniz, Firavun için bir felaket oldu. Bu durum, Allah’ın mutlak kudretinin bir göstergesiydi.




