Stratonikeia’da Türk Dönemi Eserlerinin Önemi
Stratonikeia’daki kazılarda Türk dönemine ait eserlerin önemi ve antik yapılar hakkında bilgiler.
UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Stratonikeia antik kentinde, yıl boyunca kazı, restorasyon ve konservasyon çalışmaları devam ediyor. Eskihisar Mahallesi’nde bulunan bu antik yerleşim, tarih boyunca kesintisiz bir yaşam sürdüren ender bölgelerden biri olarak öne çıkıyor.
Stratonikeia ve Lagina Antik Kutsal Alanı Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, bu yılki kazı çalışmalarının antik kütüphane, tiyatro, hamamlar ve Türk dönemi yapıları üzerinde yoğunlaştığını belirtti. Antik dönemden günümüze kadar uzanan yaşam izlerini ve yerleşim dokusunu ortaya çıkarmaya devam ettiklerini ifade etti.
Geçen yıl gerçekleştirilen çalışmalarda 1115 eser bulduklarını ve bunların tamamını Muğla Müzesine teslim ettiklerini söyleyen Söğüt, bu yıl da aynı hızla çalışmalarına devam ettiklerini aktardı. Antik dönem kütüphanelerinin en özgün örneklerinden biri olan kütüphanede kazı ve mozaik konservasyon çalışmalarının sürdüğünü, ayrıca meclis binası ve hamam alanlarında da faaliyetlerin devam ettiğini vurguladı. Geçen yıl keşfedilen üçüncü hamamın bulunduğu alandaki çalışmaların bu yıl daha da derinleştirileceği bilgisini paylaştı.
Kazılarda ortaya çıkan eserlerin mermer, pişmiş toprak, metal, cam ve kemik gibi çeşitli malzemelerden yapıldığını belirten Söğüt, bu eserlerin antik dönemin günlük yaşamı ile ticari ve sosyal hayatına ışık tuttuğunu ifade etti. Kadınların sosyal konumunu gösteren takıların önemli bir grup oluşturduğunu vurgulayan Söğüt, “Kazılarda çıkan eserler, günlük yaşama dair özgün parçalar içeriyor. Kadınların antik dönemdeki önemi vurgulayan takılar her zaman değerli olmuştur. Ancak belirtmek gerekir ki, bulunan eserlerin en az üçte biri Türk dönemine aittir. Menteşe Beyliği, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait yapılar üzerinde de yoğun çalışmalar yapıyoruz. Kazılarda Selçuklu, Alaiya, Saruhanoğulları, Candaroğulları, Aydınoğulları ve Menteşe Beyliği gibi farklı dönemlere ait özgün eserler buluyoruz,” dedi.
Söğüt, müzeye teslim edilen eserlerin tümünün gerekli koruma ve restorasyon işlemlerinden geçirildiğini, bu buluntuların sergilenmeye uygun durumda teslim edildiğini açıkladı. Ayrıca, daha önce kütüphane olduğu bilinmeyen bir alanda yapılan çalışmalarla antik dönemin özgün mimari örneklerinden birinin ortaya çıkarıldığını belirtti. Bu yapının Anadolu’daki antik kütüphaneler arasında özel bir yere sahip olduğunu vurguladı.
Kütüphanede bulunan mozaiklerin yaklaşık 1600 yıllık olduğunu kaydeden Söğüt, mozaiklerde erken Bizans dönemine ait yazıtların bulunduğunu ve bu yazıtlardan mozaiklerin yapımını o dönemin piskoposunun desteklediğini öğrendiklerini aktardı. Mozaiklerde ağırlıklı olarak geometrik ve bitkisel süslemelerin yer aldığını belirten Söğüt, “Çok renkli taşlarla yapılmış, dönemin en güzel eserlerinden biriyle karşı karşıyayız. Burayı ziyaretçilerin gezebileceği, kütüphane atmosferini yaşayabileceği bir alana dönüştürmeye çalışıyoruz,” dedi.




