Tüp Bebek teknolojisinde yapay zeka dönemi mi başladı?

Tüp bebek kongresinde dünyada gerileyen doğurganlık oranları, Türkiye’deki tablo, yeni yönetmelik hazırlığı ve yapay zekânın rolü değerlendirildi.

Tüp Bebek ve İnfertilite Derneği’nin (TÜBİD) Kıbrıs’ta düzenlediği 5. kongre, üreme sağlığının geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelere sahne oldu. Yaklaşık 1.200 uzmanın katıldığı toplantıda, dünya genelinde azalan doğurganlık oranları ve tüp bebek alanındaki teknolojik gelişmeler ele alındı.

Kongre Başkanı ve Tüp Bebek-Kadın Doğum Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, doğurganlık hızının küresel ölçekte gerilediğine, ilk doğum yaşının ise yükseldiğine dikkat çekti. Dünya genelinde doğurganlık hızının 2,25 çocuğa kadar düştüğünü belirten Tıraş, ülkelerin yüzde 55’inde bu oranın nüfusun kendini yenileme sınırı kabul edilen 2,1 seviyesinin altında kaldığını söyledi.

Türkiye’deki tablonun daha çarpıcı olduğunu ifade eden Tıraş, 2001’de 2,38 olan doğurganlık hızının 2024’te 1,48’e gerilediğini aktardı. Dünyada ilk doğumdaki ortalama anne yaşı 28,3 iken Türkiye’de bu yaşın 29,7’ye yükseldiğini belirten Tıraş, gelişmelerin üreme tıbbına duyulan ihtiyacı artırdığını vurguladı.

Prof. Dr. Tıraş, tüp bebek uygulamalarının yalnızca infertilite tedavisiyle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi. Üreme potansiyelinin doğru yönetilmesi, kişiye özel tedavilerin geliştirilmesi ve yeni yöntemlerin güvenli ve etik çerçevede kullanılması gerektiğini belirten Tıraş, Sağlık Bakanlığı ile yönetmelik değişikliği konusunda görüşme yapıldığını açıkladı.

2006’da yayımlanan mevcut düzenlemenin güncellenmesi için bir komisyon kurulmasının planlandığını aktaran Tıraş, tüp bebek tedavisinde kabul edilen yaş aralığının 23-40’tan 20-45’e genişletilmesini önerdiklerini söyledi. Tıraş, yaş sınırının daha da aşağı çekilmesinin gündeme gelebileceğini ifade etti.

Tüp bebek laboratuvarlarında kullanılan teknolojilerin de önemli ölçüde ilerlediğini belirten Tıraş, embriyoların gelişiminin artık saat saat takip edilebildiğini ve genetik özelliklerinin transfer öncesinde değerlendirilebildiğini anlattı. Yeni görüntüleme sistemleri sayesinde embriyolar, özel cihazlardan çıkarılmadan belirli aralıklarla izlenebiliyor. Böylece gelişim süreci ayrıntılı biçimde incelenirken, embriyonun iç yapısına ilişkin değerlendirmeler de yapılabiliyor.

Yapay zekâ uygulamalarının da tüp bebek laboratuvarlarında kullanılmaya başlandığını belirten Tıraş, embriyoların gelişim görüntülerinin bu sistemler tarafından analiz edilebildiğini söyledi. Yapay zekânın, embriyologlara hangi embriyoların öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği konusunda destek verdiğini aktaran Tıraş, nihai kararın ise hekim ve embriyolog tarafından alındığını özellikle vurguladı.

Genetik incelemelerde de yeni bir döneme girilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Tıraş, geçmişte embriyodan hücre alınarak yapılan değerlendirmelerin gelecekte farklı yöntemlerle gerçekleştirilebileceğini ifade etti. Buna göre, embriyonun içinde bulunduğu sıvının incelenmesiyle hücre almadan genetik özellikler hakkında bilgi edinilmesi hedefleniyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu