Korkmayın, Çünkü Ben Sizinle Beraberim; İşitiyorum ve Görüyorum
Korkularımızı aşmanın yolu, Allah’ın her şeyi işitip gördüğüne inanmaktan geçiyor.
“Dediler ki: Ey rabbimiz, Firavun’un bize karşı aşırı davranmasından veya daha da azmasından korkarız. Dedi ki: ‘Korkmayın, çünkü ben sizinle birlikteyim; işitmekteyim ve görmekteyim.’ (Taha: 45-46)
Hz. Musa ve Hz. Harun, Firavun’un zulmünden ve aşırılıklarından endişe duyduklarını ifade ettiler. Onlar, bu zalim hükümdarın geçmişte ailelerine ve toplumlarına reva gördüğü işkenceleri ve köleliği hatırlayarak korkularını dile getirdiler. Bu korkuları, Firavun’un zalimliklerinin ve taşkınlıklarının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştı.
“Taşkınlık” kelimesi, anlık yapılan kötülükleri ifade ederken, “azgınlık” daha geniş bir kavram olarak, Firavun’un her türlü zulmü yapmaktan çekinmeyecek bir karaktere sahip olduğunu gösterir. O dönemin zorba lideri, bu tür kötü davranışları sergilemekten asla kaçınmayacak birisiydi.
Yüce Allah, bu korkulara hemen yanıt vererek, onlara güvence sundu. “Korkmayın, ben sizinle beraberim; ben her şeyi işitir, her şeyi görürüm.” diyerek, onlara yalnız olmadıklarını hatırlattı.
Allah, tüm güç ve kudretiyle onların yanında olduğunu belirtti. O, evrenin yaratıcısı ve her şeyin üzerinde egemen olan bir varlıktır. Bu güvence, aslında yeterli bir destek sunuyordu. Ancak Yüce Allah, onların güvenini pekiştirmek için daha somut bir gerekçe sundu. “Ben her şeyi işitir, her şeyi görürüm.” ifadesiyle, Firavun’un onlara zarar vermesinin imkânsız olduğunu vurguladı.
Firavun, ne kadar güçlü görünse de, her şeyi işiten ve gören Yüce Allah onlarla birlikte olduğunda, onun gücünün bir anlamı kalmaz. Râzî, bu ayetlerin tefsirinde özellikle peygamberlerin korkularını ve Allah’ın onlarla beraber olma kavramını ele alır.
Râzî, Hz. Musa ve Hz. Harun’un korkularını iki açıdan değerlendirir: Birincisi, Firavun’un kendilerine işkence yapmasından veya onları öldürerek tebliğ görevlerini engellemesinden duyulan korkudur. İkincisi ise, Firavun’un ani bir öfkeyle üzerlerine saldırmasından kaynaklanan bir korkudur. Râzî, bu korkuların peygamberlik makamına aykırı olmadığını, aksine insan olmanın bir gereği olduğunu belirtir.
“Ben sizinle beraberim” ifadesi, Râzî tarafından özel bir koruma ve yardım olarak yorumlanır. Allah’ın her zaman kullarıyla birlikte olduğu gerçeği, bu özel durumla pekiştirilmiştir. Böylece, Firavun’un onlara zarar vermesini engelleme garantisi sağlanmış, aynı zamanda kalplerine cesaret verilmiştir.
Râzî, “görmek” ve “işitmek” kavramlarının önemine de dikkat çeker. Allah, Firavun’un onlara karşı her türlü saldırısını gözetlerken, onun söyleyeceği tehditleri de işitir. Eğer bir hükümdar, koruması altındaki birine “Ben senin yanındayım, her şeyi görüyorum ve duyuyorum” derse, o kişi artık kimseyi umursamaz. Kainatın yaratıcısı böyle bir güvence verdiğinde ise korkunun zerresi dahi kalmamalıdır.
Sonuç olarak, Allah, peygamberlerine “korkmayın” derken, onlara ilahi bir zırh giydirmektedir. Buradaki işitme ve görme vurgusu, Allah’ın olaylara sadece seyirci kalmadığını, aynı zamanda müdahale eden bir varlık olduğunu göstermektedir.
FİZİLALİL KUR’AN
TEFSİRİ KEBİR




