Kıyamet Günü: Suçluların Toplanacağı An
Kıyamet Günü’nde suçluların toplanacağı an ve yaşanan korku dolu atmosfer detaylarıyla ele alındı.
O gün geldiğinde, Sur’a üflenecek ve suçlu-günahkârlar, yüzleri kararmış ve gözleri göğermiş bir halde bir araya getirilecektir. Bu esnada, mahşer alanında birbirlerine fısıldayarak, “Dünyada yalnızca on gün kaldınız” diyeceklerdir. Ancak biz, onların ne konuştuklarını çok iyi biliyoruz. En akıllı olanları ise, “Siz yalnızca bir gün kaldınız” şeklinde yorumlayacaklardır.
Kıyamet günü, Allah’ın emriyle İsrafil Sur’a üfleyecek ve bu, suçluların toplanma anını simgeleyecektir. O gün, mahşer alanında toplanan suçlular, korku ve keder dolu bir atmosfer içinde, yüzleri mosmor bir halde yer alacaklardır. Aralarında gizlice konuşarak, geçirdikleri günlerin sayısını tahmin etmeye çalışacaklardır. Dünya hayatı, gözlerinde değersizleşmiş ve anıları silinmiştir. “Siz yalnızca on gün yaşadınız” derken, daha akıllı olanları ise, “Siz yalnızca bir gün kaldınız” diyerek gerçeği ifade edeceklerdir.
Mahşer günü, Sur’a üflendiğinde, suçluların yüzleri korku dolu bir şekilde morarmış bir halde toplanacaklardır. Aralarındaki sessiz konuşmalar, mahşerin dehşetini hissetmeleri nedeniyle yükselmeyecek, sadece fısıldayacaklardır. Bu korku dolu atmosferde, yeryüzünde geçirdikleri günleri değerlendirmeye çalışacaklardır. Her ne kadar dünya hayatı onlara uzun gibi görünse de, ahiretin sonsuzluğu karşısında bu günlerin değeri oldukça küçülmektedir. Her türlü zevk ve imkânla dolu olsa bile, bu kısa yaşamın bir anlamı kalmamaktadır.
FİZİLALİL KUR’AN
Hz. Ömer bir gün, Peygamber Efendimizi evinde, yastığının üzerine başını koymuş bir şekilde yatarken görür. O an gözleri dolan Hz. Ömer, “Ey Allah’ın Resûlü, Bizans’ın ve Kisra’nın zenginlikleri içinde yaşarken biz senin başının altına bir yastık bile yapamadık” der. Peygamber Efendimiz ise, “Bir günlük dünya onların olsun, âhiret bizim için yeter mi?” diye cevap verir. “Denize parmağını daldırsan, ne kadar suyla gelir? İşte âhiretin yanında dünya bu kadardır” der. “Ben bir yolculuğa çıktım, bir ağacın altında dinlendim, sonra yoluma devam ettim. İşte dünya bu kadardır” diye ekler.
Şimdi bizler, bir günlük dünya hayatı için mi çırpınıyoruz? Bir gün için mi evler inşa ediyoruz? Bir günlük rızık için mi bu kadar uğraş veriyoruz? Bu bir günlük dünya için mi zalimlere boyun eğiyoruz? Bu nasıl bir anlayış ve yaşam tarzıdır?
BASAİRUL KUR’AN
Râzî’nin bu ayetlere dair açıklamalarının özeti şöyledir: Sur’a üfleneceği gün, suçluların gözlerinin göğermesi, korku ve dehşet dolu bir atmosferin yansımasıdır. Mücrimlerin gözleri, körlük, korku ve çirkinlik gibi nedenlerle göğermiş bir hale gelecektir. Râzî, bu durumun fiziksel bir azap değil, hakir görülme anlamına geldiğini belirtir. Ayrıca, gizli konuşmaların, mahşerin korkusuyla yükselmemesi, suçluların dünya hayatlarının ne kadar boş olduğunu anlamaları ile ilgilidir. On gün ifadesi, ahiretin sonsuzluğu yanında, dünya hayatının ne kadar kısa olduğunu vurgular. En akıllı olanların, “Siz yalnızca bir gün kaldınız” demesi, gerçeğin tam olarak idrak edilmesidir. Dünya hayatı geçici ve sonludur; bu nedenle, sonsuz olanın yanında hiçbir değeri yoktur.
TEFSİRİ KEBİR




