Muhtâr Es-Sekafî’nin Hayatı ve Şia Üzerindeki Etkisi

Muhtâr Es-Sekafî’nin hayatı, görüşleri ve Şia üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde ele alınıyor.

Konumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

İslam tarihçileri ve mezhepler tarihçileri, Muhtâr Es-Sekafî hakkında çeşitli görüşler öne sürmektedir. Önceki yazımızda, Muhtâr’ın nübüvvet konusundaki düşüncelerine değinmiştik. Muhtâr, kendisine vahiy geldiğini iddia etmiş ve Cebrail ile Mikâil ile görüştüğünü öne sürmüştür. Bu iddialar, İslam tarihçileri tarafından da kaydedilmiştir. Örneğin, tarihçi Tahir El-Makdisi, Muhtâr’ın insanları kendisine çekmek için çeşitli hileler kullandığını ve ashabından bazılarına meleklerin kendisine yardım ettiğini bildirmeleri için emir verdiğini belirtmiştir. İbnü’l-İmâd ise Muhtâr’ın Cebrail’in kendisine vahiy getirdiğini iddia ettiğini kaydetmiştir.

İslam tarihçileri, Muhtâr’ın nübüvvet iddiaları hakkında kesin bir görüş belirtmemekle birlikte, onun sapkın bir kişi olduğu konusunda hemfikirdir. Mezhepler tarihi müelliflerinden Bağdâdî, Muhtâr’ın Râfîzîlerin aşırılıkçı grubu olan Sebeiyye tarafından yanıltıldığını ve onların Muhtâr’ı zamanın hücceti olarak gördüklerini ifade etmiştir. Bu durum, Muhtâr’ın nübüvvet iddiasına yönelmesine neden olmuştur.

Muhtâr’ın bedâ görüşü üzerine:

Bedâ kelimesi, köken olarak “ortaya çıkmak” anlamına gelir. Terim olarak ise, Allah’ın belirli bir olayın gerçekleşeceğini bildirmesi ve sonrasında bu olayın farklı bir şekilde vuku bulması anlamına gelir. Muhtâr, bu görüşü ilk ortaya atan kişi olarak bilinir. Ancak, bu kavramın yanlış bir şekilde Allah’a atfedilmesi, Muhtâr’ın düşüncelerinin eleştirilmesine yol açmıştır. Bedâ konusunu savunan Muhtâr, sonraki dönemlerde bazı Şii gruplar tarafından reddedilirken, İmâmiyye fırkası tarafından kabul edilmiştir. Ayrıca Muhtâr’ın rec’at, yani “geriye dönüş” inancı da bulunmaktadır. Bu inanç, kişinin öldükten sonra dünyaya geri dönmesi anlamına gelir ve İslam tarihinde ilk olarak İbn Sebe tarafından dile getirilmiştir.

Sebeiyye’nin kurucusu Abdullah İbn Sebe, Hz. İsa’nın geri döneceği gibi Hz. Muhammed’in de geri döneceğini iddia etmiştir. Bu inanç, Kur’an’da yer alan bir ayetle ilişkilendirilmiştir. Sebeiyye mensuplarının Hz. Ali’nin de ölmediğine inandıkları ve onun göklerde olduğuna dair inançları bulunmaktadır. Muhtâr, Sebeiyye’nin inançlarıyla bazı farklılıklar göstermiştir. Özellikle, Muhtâr’ın Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman’a karşı sert bir dil kullanmadığı belirtilmektedir.

Muhtâr’ın ölümünden sonra, Muhammed b. Hanefiyye’nin rec’at iddiaları gündeme gelmiştir. Bu konuda şairler, Muhammed b. Hanefiyye’nin gaybet ve rec’atına dair inançları yaymışlardır. Muhtâr’ın siyasi faaliyetleri ve Şii fırkalarının oluşumuna olan etkisi de önemlidir. Muhtâr’ın davetiyle birlikte, İbn Hanefiyye’nin imâmeti kabul edilmiş ve bu inanç, Muhtâr’ın ölümünden sonra da devam etmiştir. Bazı gruplar İbn Hanefiyye’nin gaybete girdiğini savunurken, diğerleri onun öldüğünü kabul etmiştir.

Nübüvvet ve gulât fırkaları meselesine gelince:

İslam mezheplerinde nübüvvet iddiaları, iki şekilde kendini göstermektedir. Birincisi, bir davetçi veya fırka mensuplarının tabi oldukları imâmı nebi olarak tanımalarıdır. İkincisi ise, kişinin kendi nübüvvetini iddia etmesidir. Muhtâr, bu ikinci grupta yer alır. Nübüvvetinin kabul görmesinde, çevresindeki insanların çoğunluğunun mevali kesimden oluşması etkili olmuştur. Muhtâr, önce İbn Hanefiyye’nin yardımcısı olarak kendisini tanıtmış, ardından da kendisine vahiy gelen bir nebi olarak sunmuştur. Bu dönemde başka nübüvvet iddialarında bulunan kişiler de bulunmaktadır.

Sonuç olarak, Muhtâr Es-Sekafî, Emeviler ve Zübeyrilere karşı elde ettiği siyasi başarılarla nüfuz kazanmış, imâmet ve bedâ konularında sonraki Şii düşünceye doğrudan etki etmiştir. Nübüvvet ve rec’at konularında ise kendisinden sonra gelen hareketler için bir arketip vazifesi görmüştür. Ancak, Muhtâr’ın Ehl-i Beyt’e mensup olmaması nedeniyle, bedâ meselesinde Ca’fer es-Sadık ve oğlunun öne çıktığı görülmektedir.

Muhammed Usame Karadeniz, “Muhtâr Es-Sekafî; Şiiliğe Dair Farklı Bir Okuma”, Mana Yayınları 1. Baskı, 2024 İstanbul

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu