Trump, Fiyaskoyu Zafer Gibi Sunmaya Çalışıyor
Trump, açık bir fiyaskoyu zafer gibi sunarak çatışmayı uzatıyor, bu da ABD’nin acılarını artırıyor.
Donald Trump, açık bir fiyaskoyu zafer gibi göstermeye çalışarak çatışmanın sona ermesini geciktiriyor. Bu durum, ABD ve müttefiklerinin yaşadığı acıları artırmakta ve Trump’ın kendi itibarına da zarar vermektedir.
ABD ile İran arasında varıldığı iddia edilen bir anlaşmanın detayları henüz netlik kazanmış değil. Ancak, aklı başında olan herkes, İsrail ve ABD’nin savaşı başlatarak büyük bir hata yaptığını kabul edecektir. İlan edilen hedeflerin hiçbirine ulaşılamadı; İran rejimi çökmedi, nükleer stokunu teslim etmedi ve füze ile drone kapasiteleri de sağlam kaldı. İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatma yeteneğini sergileyerek komşularına ciddi zarar verme potansiyelini koruyor. Trump ve Savunma Bakanı Pete Hegseth’in son üç ayda yaptıkları övünmelerin tamamı ise boşa çıkmış durumda.
Bir anlaşma sağlandığında, Trump yönetiminin bu durumu bir stratejik zafer olarak sunması bekleniyor. Ancak, bu iddialara pek çok gözlemcinin ikna olması mümkün görünmüyor. Bu tür çabalar, yalnızca Trump ve etrafındaki danışmanları gülünç duruma düşürecektir. Fiyaskoyu başarı gibi göstermek için inandırıcı bir yol yoktur ve bu çabalar arttıkça, gerçeklikten daha da uzaklaşacaklardır.
Bu durum, Trump’ın hata yaptığını kabul etme ihtimalini düşündürüyor. Hatalarını kabul etmek, onun güçlü yönlerinden biri olmamıştır. Ancak, bu konuda yalnız değildir; politikacılar genellikle hatalarını kabul etmezler. Örneğin, eski Britanya Başbakanı Boris Johnson Brexit’i savunmaya devam ediyor. Eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da Irak’ın işgalinin ve Trump’ın İran ile yapılan nükleer anlaşmayı iptal etmesinin doğru kararlar olduğunu savunmaya devam ediyor.
Açık hataları kabul etme konusundaki bu isteksizlik şaşırtıcıdır. Herkesin yanılmaz olmadığını bildiği bir dünyada, dış politika belirsizliklerle doludur; en iyi planlar bile başarısız olabilir. Trump’tan daha akıllı ve daha az dürtüsel olan liderler bile her şeyi doğru yapamaz. Hatalarımızı kabul etmek, deneyimden ders çıkarmak ve aynı hatayı tekrarlamamaya çalışmak en iyi yoldur. Sürekli maliyetli hatalar yapan bir lider, sonunda bedelini ödeyecektir. Ancak, genel olarak iyi bir performans sergileyen ve hatalarını kabul edebilen liderler, kamuoyunda daha fazla takdir görebilirler.
Fakat çok az lider bu yolu seçmeye istekli görünmektedir. Otokratlar hata kabul etmekten kaçınır çünkü iktidarları genellikle kişilik kültlerine ve yanılmazlık yanılsamasına dayanır. Demokratik liderler de görevdeyken hata kabul etme konusunda isteksizdir; rakiplerinin en küçük bir hata durumunda dahi saldırmaya hazır olduğunu bilirler. Örneğin, John F. Kennedy, Domuzlar Körfezi fiyaskosunun tüm sorumluluğunu üstlenmiştir. Barack Obama, Tom Daschle’ın Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı’na atanmasıyla ilgili hatasını kabul etmiştir. Ronald Reagan da İran-Kontra olayının bir hata olduğunu kabul etmiştir. Ancak, bu tür itiraflar oldukça nadirdir. George W. Bush’a 2004 seçimlerinde yaptığı hataları hatırlatıldığında, tek bir hata bile söyleyememiştir. Politika dünyasında hataların kabul edilmesi genellikle anıların yayımlanmasını beklemeyi gerektirir; o zaman bile hayal kırıklığı yaşanabilir.
Trump, siyasi kariyeri boyunca normları yıkan bir figür olmuştur. Teflon benzeri bir yapıya sahip olan Trump, geçmişte yaptığı hataları kabul etme cesaretini gösterdi. Ancak, bu tür itirafların ona olan gücünü zayıflatacağına inanıyor olabilir. Daha fazla insanın ona meydan okumasını teşvik edeceğinden endişe ediyor olabilir. Büyük bir başkan olarak hatırlanma hayali, bu tür itiraflarla zedelenebilir; MAGA tabanı muhtemelen onu desteklemeye devam edecektir, ancak birkaç ay içinde elinde kalan tek destekçi grubu onlar olabilir.
Sonuç olarak, Trump, açık bir fiyaskoyu zafer gibi sunmaya çalışarak çatışmayı uzatıyor. Bu durum, ABD ve müttefiklerinin acılarını artırmakta ve kendi itibarına da zarar vermektedir. Hata yaptığını kabul edip yoluna devam etmesi, herkes için daha iyi bir seçenek olacaktır. Ancak, yaşlı bir ebeveynin elinden araba anahtarlarını almak zorunda kalan herkesin bildiği gibi, inatçı insanlar çoğu zaman kendi çıkarlarına neyin uygun olduğunu göremezler.




