Emtia Fonlarından Tarihi Çıkış: 11 Milyar Dolar Kaybedildi
Mart ayında emtia fonlarından 11 milyar dolar çıkış yaşandı. Yatırımcılar güvenli liman olarak görülen değerli metallere yönelmekten kaçındı.
Ortadoğu’daki artan gerilim, yatırımcıların davranışlarını köklü bir şekilde değiştirdi. Güvenli liman olarak bilinen değerli metaller olan altın ve gümüş bile, yatırımcıların radarından çıkmaya başladı. İran merkezli çatışmaların yarattığı belirsizlik, emtia yatırımcılarını derinden etkiledi ve Mart ayında ABD’deki emtiaya dayalı borsa yatırım fonlarından yaklaşık 11 milyar dolarlık bir çıkış gerçekleşti. Bu durum, 2005 yılından bu yana kaydedilen en büyük aylık çözülme olarak kaydedildi. Şubat ayında güçlü girişler yaşayan emtia ETF’leri için bu durum, ani bir yön değişikliğine işaret ediyor.
En büyük kayıplar değerli metallerde yaşandı. Altın fonlarından 7 milyar dolardan fazla çıkış gerçekleşirken, gümüş ETF’lerinde de yaklaşık 1,4 milyar dolarlık bir çözülme görüldü. Savaş öncesi yükseliş trendinde olan altın, yatırımcıların kâr realizasyonu yapma isteği ve nakde geçme arzusuyla değer kaybetti. ABD-İsrail-İran hattındaki gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar, emtia piyasalarında dalgalanmayı artırdı. Bu süreçte Brent petrol fiyatları hızla yükselerek 100 doların üzerine çıktı ve 119 dolara kadar ulaştı. Enerji fiyatlarındaki bu sert hareket, piyasalardaki oynaklığı artırarak riskli varlıklardan çıkışı hızlandırdı.
Uzmanlar, mevcut durumu alışılmışın dışında olarak değerlendiriyor. Kriz dönemlerinde genellikle güvenli liman olarak görülen emtia fonlarında bu kez hızlı çıkışlar yaşanıyor. Yatırımcıların özellikle likit ve kârlı pozisyonlarını kapatması dikkat çekiyor. Yükselen faiz beklentileri ve güçlü dolar, altın gibi getirisi olmayan varlıklar üzerinde baskı oluşturdu. Ancak enerji tarafında sınırlı da olsa bir yönelim gözlemleniyor. ABD petrol fonlarına yaklaşık 400 milyon dolarlık bir giriş olması, yatırımcıların arz şokundan faydalanmak için enerjiye kısmen yöneldiğini gösteriyor. Analistler, piyasanın karmaşık ve yön bulmakta zorlanan bir yapıya sahip olduğunu vurguluyor.
Uzman raporlarına göre, çatışmanın uzaması emtia piyasalarında kalıcı etkiler yaratabilir. Mevcut görünüm, arz şokları ile talep zayıflığının aynı anda yaşandığı kırılgan bir dengeyi işaret ediyor. Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklık, küresel arzın yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu noktada petrol fiyatlarını kısa sürede 120 dolara yaklaştırdı. Fiyatlar hâlâ yüksek seyrini korurken, arz riskinin devam etmesi yukarı yönlü baskının sürebileceğine işaret ediyor.
Ortadoğu’nun küresel üre ihracatındaki büyük payı nedeniyle arz daralması yaşanıyor. Bu durum, azot fiyatlarında yüzde 30’a varan artışa yol açarken, polietilen gibi ürünlerde kapasite kullanım oranları yüzde 90’ın üzerine çıktı. Alüminyum, bölgeden gelen arzın etkisiyle destek bulurken; bakır ve nikel, zayıflayan küresel büyüme beklentileri nedeniyle baskı altında kalıyor. Yükselen doğal gaz fiyatları, kömüre olan talebi artırırken, demir cevheri fiyatları arz riskleriyle sınırlı bir destek görüyor. Lityum ve nikel gibi batarya metallerinde üretim zinciri risk altında. Özellikle kükürt tedarikindeki aksaklıklar nikel üretimini zorlaştırırken, Çin’deki rafinaj faaliyetleri üzerinde baskı oluşturuyor. Artan savunma harcamaları, tungsten, nadir toprak elementleri ve antimon gibi stratejik minerallere olan talebi artırarak bu alandaki fiyat dinamiklerini değiştirebilir.



