Ece İrtem’in Ölümü ve Gençlerde Ani Kalp Ölümleri Üzerine Değerlendirme
Ece İrtem’in vefatı, gençlerde ani ölümlerin kalp kaynaklı nedenlerini gündeme getirdi. Prof. Dr. Oğuz Akkuş’tan açıklamalar.
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Oğuz Akkuş, oyuncu Ece İrtem’in (35) ani ölümü üzerine yaptığı açıklamada, genç yaşta gerçekleşen ani ölümlerin büyük bir kısmının kalp kaynaklı olduğunu belirtti. Bu tür ölümlerin, 30 yaş altındaki bireylerde genetik geçişli aritmiler ve kalp kası hastalıkları nedeniyle meydana geldiğini ifade eden Akkuş, tanı ve tedavi süreçlerinde yaşanan gecikmelerin ölümcül sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.
‘Kızılcık Şerbeti’ dizisinde ‘Işıl’ karakteriyle tanınan Ece İrtem’in vefatı, son yıllarda artış gösteren ani ölümleri bir kez daha gündeme taşıdı. Prof. Dr. Akkuş, genç yaşta ani ölümlerin en yaygın nedenlerinin kalp sorunları olduğunu, bunun yanı sıra yüksek tansiyona bağlı beyin kanamaları, aort damarındaki genişlemeler veya yırtılmalar ve damar tıkanıklıklarının da önemli risk faktörleri arasında yer aldığını belirtti.
Prof. Dr. Akkuş, yaptığı açıklamada, kalp kaynaklı ölümlerin ani genç ölümlerinin yüzde 70-80’ini oluşturduğunu ifade etti. Genetik geçişli aritmilerin ve kalp kası hastalıklarının, özellikle 30 yaş altındaki bireylerde ani ölümlerin en sık nedenleri arasında bulunduğunu belirterek, bu durumların tanı ve tedavisinde yaşanan gecikmelerin kalp çarpıntılarına veya kalbin durmasına yol açabileceğini söyledi. Ayrıca, kalıtsal hastalıklarda ani ölüm riskinin genç yaşlarda yüzde 50-60 civarında olduğunu, bu oranın yaş ilerledikçe düştüğünü vurguladı.
Ani ölümlerin önlenmesi için ailelerde erken yaşta ani ölüm öyküsü bulunan bireylerin muayene ve genetik taramalarının yapılmasının önemine değinen Akkuş, genetik mutasyon saptanan durumlarda çocukluk ve ergenlik döneminde takibe başlanması gerektiğini belirtti. EKG ve ekokardiyografi gibi değerlendirmelerin her 1-2 yılda bir tekrarlanmasının önemini vurguladı. Ayrıca, genetik hastalık ve aritmi polikliniklerinin artırılması gerektiğini, bu birimlerin yüksek yoğunluklu hastanelerde ayrı birimler olarak yapılandırılmasının erken tanı ve tedavi açısından hayati önem taşıdığını ifade etti. Bu özel birimlerin, riskli ailelerin dinamik takibini tek bir merkezden yürütmesine olanak tanıyacağını ve genç yaşta meydana gelebilecek ani ölümlerin önüne geçilmesine yardımcı olacağını belirtti.




